26 Eylül 2013 Perşembe

Pranayama

Planlı ve farkında olarak yapılan nefes alış verişlerinde, kilitler adı verilen Bandha ve mühür adı verilen Mudraların kullanımı ile nefesi, plansızca hareket eden bir enerji halinden akması gerektiği yola sokarak akıtmaya PRANAYAMA denir.
Pranayama’yı tanımlayabilmek için ilk olarak, her gün, her saniye, her salise nefes alıp verdiğimizi fark edip bunun işleyişi için şükretmek gerekir. Bizim her gün, her saniye, her salise aldığımız fakat farkına bile varmadığımız nefesimiz, omurilik soğanı olarak anılan medulla oblongata yani ilkel beynimiz tarafından kontrol edilir. Bu organımız, istemsiz çalışan bütün iç organlarımızı yönlendirir.
Nefes alış verişi ve düşünme arasında çok benzer özellikler bulunur;
  • Nefes ve düşünce gözle görülemezler.
  • Sadece etkileri ile fark edilebilirler.
  • Hızlı ve farkında olmadan alınan nefes strese neden olur.
  • Hızlı ve farkında olmadan verilen kararlar strese yol açar.
Oysaki her ikisi beraber berrak bir su gibi yavaş ve su yolunda aktıklarında ortaya bir mucize çıkar.
Şu sıralar bir yandan Ferhan Hocam ile Ankara’da, diğer yandan Dr. Frawley’nin Kripalu Okulu’nda uzaktan Ayurveda Danışmanlığı eğitimini almaya ve Ayurveda’yı kıyısından köşesinden biraz olsun öğrenmeye çalışıyorum.

24 Eylül 2013 Salı

Tapas

“Cehennemin bir ucundan girdinse, diğer ucuna kadar devam et.” Winston Churchill

Yoga nedir? Her zaman ve her dakika sorabileceğim ve her seferinde yeni düşüncelerin eklendiği bir soru bu. Bazen yoga yapınca hemen zayıflanacağı, sonsuza kadar mutlu, daha nazik, daha yumuşak, daha anlayışlı olunacağı gibi bazı yanlış anlamalar var.
Yoga eğer sürekli mutluluk, sürekli anlayış, sürekli sükûnet olsaydı o zaman, yogayı yapan kişinin kendisi de acıdan bihaber bir cahil olurdu. Yoga yapan kişi, acının, insan olmanın düğüm noktasını oluşturduğunu bilendir.
Vücutlarımızın içinde bulunduğumuz sürece hepimiz acı çekeriz. Herkesin acısı kendisine göre değişir, her birimiz kendimize göre bir yaraya sahibiz.
Matın üstünde ya da dışında yoga yapmak, bizim acının ve yaramızın gözlerinin içine bakabilmemizi sağlıyor. Yoga ile tam da cadıların yakıldığı ateşin ortasına atlıyoruz ve acımızı daha yakından araştırma fırsatına sahip oluyoruz. Bu yanma, içimizdeki gücü bir araya getirerek ileriye adım atmamıza ve bu sayede değişmemize yardımcı oluyor.
Mecazi anlamda kullanılan YANMA, Sanskritçede TAPAS yani acıya katlanmak, acıyı çekmek anlamını taşır. Her yaptığımız asana ile belli kaslarımızı çalıştırdığımız gibi, kasların değişimini, gerilimini, sıvıların akımını da sağlıyoruz ve ne yapıyoruz? Orada sadece hareketin içinde kalıyoruz. Kaldığımız sırada, ağrının geldiği yeri, nasıl başladığını, nereye doğru yöneldiğini gözlemliyoruz.
Asice kendimize karşı çıkmayı, kendimizle barış imzalamayı, baş başa kalmayı, gözlemlemeyi, sabrı, gülümsemeyi, zevk almayı öğreniyoruz, yani acımızı değiştirip onu yenileyebiliyor, onun yeni yönlerini keşfedebiliyoruz.
Her yeni keşfimiz ise eski deneyimlerimizi yeniden gözden geçirip belki de zaman içinde yenilerini kabul edilebilir görmemizi sağlıyor. Böylece acının kendisini kabul etmeyi, onu görmeyi, onunla baş başa kalmayı, onu misafir etmeyi öğreniyoruz. En önemlisi de artık acıyı bir düşman ya da katlanılmayacak bir güç olarak görmüyoruz. Kendimizi, bedenimizi, düşünce tarzımızı esnetiyoruz.
Eski alışkanlıklarımızın yerini yaratıcılığımız ve özgürlüğümüz kaplarken, yenilenmenin ve değişimin kapılarını açıp sonsuzluğa doğru esniyoruz.

Yol uzun...

19 Eylül 2013 Perşembe

Svadisthana: İkinci Çakra

Sevgi, ışıkla karanlığın birbiriyle kesiştiği noktayı ayıran ince altın bir çizgidir.
                                                                                                                                                      Anonim 
Karın bölgesinin alt kısmında yumurtalık ve rahmin bulunduğu bölgededir. Kadında saat yönünde, erkekte ise ters yönde hareket eder.
Sacrum yani Latince anlamıyla “kutsal kemik”e yakın olan bu bölge, ruhumuzun bulunduğu yer olarak kabul edilmektedir.
Bu çakra, yaratıcılık, cinsellik ve zevkin bulunduğu çakradır. Doğurgan olan bu çakra, tatlılıkla gebe kalma, gebelik süresi ve bebeğin dünyaya gelişini ortaya koyduğu gibi fikir doğurganlığı, sabır, süreç, nezaket,  güleryüzlülük gibi değişik meziyetleri de beraberinde getirir.
Bu çakra Vishuda çakra ile özel bir bağlantıya sahiptir. İkisi de yaratıcılığın yatağı olan bu çakraların dengede olmaları ve bir hat üzerinde ilişkiye girmeleriyle insanın “kendinin ötesini” keşfettiği, yani “Ben kimim” sorusunun cevabını bulduğu söylenmektedir.
Bu çakranın elementi “su”dur. Burası Muladhara çakranın demirlendiği, eğlendiği ve planlar yaptığı bir oyun alanı olduğu kadar, Manipura çakranın en açık şekilde kendini ifade ettiği yerdir.
Svadisthana çakra, cinsel enerjinin, yaratıcılığın yanı sıra ilişkilerin çakrasıdır. Kadın-erkek ilişkisinden tutun, doğayla, insanlarla, hayvanlarla ve evrensel enerjiyle olan bütün ilişkilerimizi bu çakrada yatan itici güç etkiler.
Esnekliğe, görme duyusunun ötesine, dokunmanın farkındalığına ulaşmak ancak dengede olan Svadisthana ile mümkündür.
Sva kendim, dhistana da kendi evi, yumuşaklık, dinginlik anlamına gelir.
Bu çakranın rengi: Kavuniçidir.
Organı: Tat alma duyumuzdur.
Reflexolojiye göre yeri, topuk kısmından önce başparmağın hizasında taban çukurundadır. Ellerde ise bilekte, başparmağın bilekle birleştiği kısmında bulunur.
Yönettiği organ ve vücut sıvıları: kalçalar, rahim, yumurtalık, döl yatağı, böbrekler, mesane, kalın bağırsak, sırtın alt kısmı, kan, sperm ve mide özsuyu.
Müziği: Salsa, romantik müzikler, oryantal müzikler ve İrlanda Kelt müzikleri.
Sesi: O’dur.
Değerli taşları: akik taşı, ay taşı, sitrin, turmaline ve sarı topaz.
Yiyecekler: Nar, ayva, yeşil sebzeler, tere otu, salatalık, kavun, armut ve çok sulu yiyecekler.

17 Eylül 2013 Salı

Kriya Yoga

Tapah svādhyāyeśvara pranidhānāni kriyā yogah. – Acıyla saflaşmayı, ilahi kitaplardan ilerlemeyi öğrenip Tanrı'ya teslimiyetle bağlandığımızda, yoga hareketlerini uygulamaya koymuş oluruz.*  
                                                                                                             Patanjali, Yoga Sutraları İkinci Kitap II.1

Kriya Yoga terimi, tapas, svādhyāya ve İśvara pranidhāna kelimelerini de kendi içinde barındırır.
Tapas, “küçük düşürme” veya “konforsuz ve dünyevi zevklerden yoksun bir yaşam” gibi tercümeleri yüzünden yanlış anlaşılmaktadır. Oysa ki Tapas “yakmak veya sıcaklık üretmek” demektir. Yanan herhangi bir şey arınır.
Altını ne kadar çok ısıtırsanız, onu o kadar arı, saf hale getirirsiniz, işte aynen Tapas kelimesi de bu anlamı açıklamaktadır.
Peki bu yanma hali bizim saf olmayan zihnimizde nasıl meydana gelecek?
Lord Krishna, gerçek saflığı 3 gruba ayırmıştır; fiziksel, sözsel ve zihinsel.
Temzilik, ibadet, dürüstlük, bekâret ve zarar vermeme, bunlar vücudumuzun saflığıdır. Fiziksel tapasyalar hiç bir zaman yasak olan kuralları anlatmaz, onlar bastırılması gereken duygulardan bahsetmez. Onlar sadece, aşırılığa kaçmaktan bizi alıkoymak için buradadırlar.
Sükünet, doğruluk, hoşluk ve yarar; bunlar da sözsel saflıktır. Doğru olan her şey bazen kulağa, zihne ve bedenimize güzel gelmeyebilir, ancak biz düzgün, dürüst ve iyi bir biçimde ruhumuzla anlatırsak söylediğimiz doğru sözler hiçbir zaman yanlış anlaşılmayacaktır.
Zihinsel temizlik ise zihnin huzuru, iyi kalplilik, disiplin, doğal saflıktır.  
Svādhyāya yani bilim, ilim. İlim, eğitim, zihnimizi geliştirecek her türlü konunun araştırılmasını sevgiyle yapmayı öğütler. Binlerce kitabı sadece gözden geçirmek yerine, birkaç kitabı gönülden anlamayı ifade eder. Hiç çocuk olmamışsanız çocuk olmanın ne demek olduğunu, hiç yılan olmamışsanız yılan olmanın ne demek olduğunu nasıl anlayabilirsiniz? Onlar hakkında okuyup onları severek, onlar olmaya çalışarak. Birçok insan yürüyen kitaplıklara benzer ve biliyorum kelimesi onların amentüsüdür, ancak bu onların her türlü bligiyi uyguladığı, anladığı ve yaşadığı anlamına gelmez. Doğrulukla “ÖTESİNİ” bulmaya çalışan ise okuduğunu ve öğrendiğini kalbiyle, bedeniyle, zihniyle anlamış olandır.
Kriya Yoga’nın son gereği ise en kolay ve en zor olanıdır; TESLİMİYET, kendini yüce TANRI’ya adama, RAB’ı bilme. Eğer söylediğimiz her sözün, her hareketimizin ondan geldiğini bilir, iyi ve kötüsüyle her şeyin ondan geldiğini bilerek teşekkür edersek o zaman teslimiyeti yaşarız.
Bizi her sefer biraz daha ileriye taşıyacak en iyi yoga, daimi huzuru, mutluluğu ve neşeyi hissettirecek yoga, kendimizi yaşama adamak, insanlara adamak ve Tanrı’ya teslim olmakla gerçekleşir.

Namaste...
* Anladığım ve hissettiğim şekilde çevirdim. Daha iyi bir çevirisini bilen varsa paylaşsın lütfen.

12 Eylül 2013 Perşembe

Temizlik

Shauca, Sanskritçede temizlik demek, ancak buradaki temizlik sadece beden temizliği değil, aynı zamanda ruhumuzun ve zihnimizin de duruluğudur.
Yoganın gereklerini uygulayarak bütün bedenimizi temizleme imkânına sahibiz. Hatta bu, günümüzde daha da kolay hale geldi. Detoks, spa, lavman, kese, güzellik salonları var, ama ruhumuz ve zihnimizi temizlemek o kadar kolay mı?
İşte her gün çaba ve farkındalık gerektiren bu işin içine bir de dış enerjiler girdi mi işler daha da zor bir hal alıyor.
Aslında ruhumuz, pürüzsüz bir kristal kadar berrak, düz, sade ve basit. Kristalin özelliği, yakınında bulunan herhangi bir şeyin rengini almak, üstüne almak, taşımak, iyi, kötü, çirkin, güzel ayrımı yapmadan.
Televizyonda bir dizi seyrettiğimizde, hayıflanan insanların yanında oturduğumuzda, öfkeli bir toplumun içinde yaşadığımızda, mali sıkıntıların gündeme geldiği bir ortamda bulunduğumuzda ve daha sayamayacağım bin türlü zorluk içinde ve günlük hayatın gereklerini yerine getirirken, ruhumuzu da kirli, yorgun, puslu, anlaşılamayan bir hale getiriyoruz.
Bu hayatın içinde yaşamayı öğrenmek yerine bir tapınağın huzurlu ortamını tercih edebilir, meditasyonda kalıp yeni bir dünya hayal edebilir ya da beki Erikli’nin melek kartlarından birinde olduğu gibi “Aynaya baktığında karanlık tarafını da gör, onunla selamlaş ama yola çıkarken onu yanına alma” düşüncesini her gün farkındalık içinde Kriya Yoga uygulayarak gerçekleştirme olanağına sahip olabiliriz.
Kriya Yoga, bizi mutlak sevgiye ulaştırır. Kriya Yoga, “Bir Yoginin Günlüğü” kitabının yazarı Paramahansa Yogananda tarafından 1920’li yıllarda Batıya getirilmiştir. Ancak Patanjali, yoga sutraların ikinci kitabında biraz daha değişik bir şekilde anlatılmıştır. Kriya Yogayı haftaya ayrıntılı yazacağım.
Yolu hepimiz kendimizce bulacağız, karanlık yüzlerimizle yüzleşerek ve onları tanıyarak kendimizi yeniden yapılandırma gücü bize verilmiş. Onları “affetmek”  yerine onlarla “yüzleşmeye” razı olduğumuzda ve onları “yermediğimizde”  yolumuz bir kristal kadar berraklaşacaktır.

Türkçeye henüz çevirlmemiş olan “Chögyam Trungpa”nın kitabı “Work, Sex, Money – Real Life on the Path of Mindfulness”  konuyu daha dünyalı dilinde anlatmış. Felsefi konuların hafiflikle işlendiği bu kitabı yolunuzda okumanız dileğiyle...

10 Eylül 2013 Salı

Adho Mukha Svanasana (Aşağı Bakan Köpek)

Adho Mukha Svanasana (aşağı bakan köpek hareketi), benim en çok sevdiğim, yapmakta zorlandığım ama gelip gidip yapmaya çalıştığım bir asana. Aşağı bakan köpek, aslında temel tersine dönüş ya da daha eski bir kelime ile “kabili akis” hareketlerinin en başında geliyor.
Ellerden ayaklara uzanan bu üçgenin kenarları, yaratıcı güç ( Brahma), ayakta tutan güç ( Vishnu) ve değişimin gücünü (Shiva) oluşturmakta, yani doğum, yaşam ve ölümü temsil etmektedir. Her döngüde yeni bir yaşam, her döngünün içinde bir değişim yaşanır ve döngünün sonunda yeni bir yaşam başlar.
Matın dışında ise yaşantımıza verdiğimiz değer, yaptığımız hareketler, söylediğimiz sözler ve düşünce tarzımız ile bu döngüyü her saniye değiştiriyor, sonuçlarını ve meyvelerini topluyoruz.
Aşağı bakan köpekte, neredeyse yer çekimi ile boşlukta süzülmek arasında tam bir dengeye ve uyuma ulaşıyoruz.
Yaşam, enerjinin maddeye ve ölüm, maddenin enerjiye dönüşümü olarak algılanabilir.
− Babam pek de iyi değil.
− Eh bunları biliyorduk, hazır mıydık hayır, ama belki de bu zamanı babamın yeni yönlerini tanımak olarak yaşayabiliriz. Yorgun, huysuz, hiçbir şey yapmayan bir adam gibi...
− Yok canım, adam tamamen karakter değiştirdi.
− Düşünce tarzını değiştirmek, belki kalbindeki sıkışmayı rahatlatacaktır Elif.
− Sen kolay mı zannediyorsun değiştirmeyi öyle....

Sessizliğime gömüldüğümde, Ferhan hocanın bize derslerde gerçek bir yogi olmanın sadece mattan geçmediğini, her yönüyle onu yaşamamız gerektiğini söylediği aklıma geldi ve gözlerimden değişimin zorluklarını temizlercesine ince yaşlar süzüldü.

5 Eylül 2013 Perşembe

Hatha Yoga

Yoga Çeşitleri adlı yazımda pek çok farklı yoga olduğunu belirmiştim. Râja Yoga – Kral Yogası'nı da yazmıştım. Sırada Hatha Yoga var.
15. yüzyılda Yogi Swatmarama tarafından derlenen bir yoga sistemidir. Bu sistemde vücut asanalar ve nefes çalışmaları aracılığıyla saflaştırılır ve meditasyona hazır hale getirilir. Hatha Yoga, 6 felsefi ekol içinde yoga ekolünün kendisidir. Râja Yoga ve Hatha Yoga’ya Sadanga Yoga adı da verilmektedir, her ikisi de Pantajali Sutralarında anlatılan yoganın sadece 6 basamağını kullanmaktadır. Bu 8 basamağın her biri gelişim düzeylerini anlatır ve Ashtanga Yoga ve Green Yoga’da birlikte kullanılır.

Hatha Yoga ile asana (hareket), pranamaya ( nefes), pratyahara ( duygu yoksunluğu), dharana (konsantrasyon), dhyana (meditasyon), samadhi (zihne hükmetme) düzeylerinin uygulanması ile vücudu kontrol edebilme yetisi sağlanırken güç ve denge kazanılır, zihin temizlenerek meditasyona hazır hale getirilir. Hatha Yoga’da yapılan hareketler Kundalini enrejisini uyandırmak için yapılır. 

3 Eylül 2013 Salı

Yogayla Farkında Olmak

Yoga içten dışa ve dıştan içe, dünyanın kendi etrafında dönüşü gibi hareket eder.
Yaptığımız her hareket, farkında olarak veya olmadan bütünümüzü etkiler. Düşüncelerimiz, duygularımız, el kol hareketlerimiz, sözlerimiz, mimiklerimiz, hatta yaş ilerledikçe oluşan kırışıklıklarımız bile içimizin dışa yansıması ve dışımızdan görünenin tekrar içimizdeki ile birleşmesidir.
Asanalar da yogada aydınlanmaya götüren yolda farkındalığımızı artırmak ve süreklilik sağlamak için kullandığımız tekniklerden biridir. Asana ve Pranayama gibi dışsal olarak nitelenebilecek yoga uygulamaları, korkularımızı, bilgisizliğimizi, bağımlılıklarımızı araştırıp ortaya çıkarmaya ve farkında olarak bırakmaya başlamamıza yardımcı olur.
Her birimiz neredeyse çocukluktan bu yana, kaybetme korkusu ve sahip olma ile karışık gelecek korkusu ile büyürüz. En büyük korkumuz aslında bilinmezliktir ve bilinmezliği yenmenin en kolay yolu ise sahip olmaktır.
Patanjali, yoga sutralarının ikincisinde, ancak zihnimizle hareketlerimizin birbirinden ayrılmasıyla farkındalığa ve daha yüce bir haleti ruhiyeye ulaşabileceğimizi anlatmaktadır.
− Anne ben çok para kazanmak istiyorum büyüyünce, hangi işle mümkün olur sence.
− Her işle.
− Olmaz anne, herkeste para bol da göstermiyor mu demek istiyorsun, yok canım. Anne lütfen ciddi bir cevap ver.
− Okulu bitirince mi, yoksa şimdi mi kazanmaktan bahsediyoruz?
− Canım şimdi olmayacağını sen de biliyorsun, okuldan sonra. Ondan sonra da hemen olmaz, ama kısa zaman içinde.
− Bir sürü iş var. Ama en çok para sevdiğin işte olacaktır.
− Üff anne, mesela ben çöpçülüğü seçsem nasıl olur da parayı orada da çok kazanırım ki… Seviyorum çöpleri hadi bakalım... Sen hiç zengin çöpçü gördün mü?
− Severek yaptığın bir şey seni farkındalığa, farkındalık da hayal edemeyeceğin bir dünyaya taşır.
− Öffffff...
Oğlumla sohbetlerim, yogada ilerlememi sağlayan güzel anlarımdan. Her birimiz, farkında olmadan veya farkındalık içinde sadece tekrar Tanrı’ya dönmeye uğraşıyoruz. Bu uğraş içinde dünya üzerindeki yaşamımızda sadece sahip olma ve tüketmeye programlanıyoruz.

Yoga bizim farkındalık ve sevgiyle, enerjimizle, duygusallığımızla, zihnimizle, vücudumuzla kendi benliğimizi bulmamıza ışık tutan bir araç.