24 Eylül 2013 Salı

Tapas

“Cehennemin bir ucundan girdinse, diğer ucuna kadar devam et.” Winston Churchill

Yoga nedir? Her zaman ve her dakika sorabileceğim ve her seferinde yeni düşüncelerin eklendiği bir soru bu. Bazen yoga yapınca hemen zayıflanacağı, sonsuza kadar mutlu, daha nazik, daha yumuşak, daha anlayışlı olunacağı gibi bazı yanlış anlamalar var.
Yoga eğer sürekli mutluluk, sürekli anlayış, sürekli sükûnet olsaydı o zaman, yogayı yapan kişinin kendisi de acıdan bihaber bir cahil olurdu. Yoga yapan kişi, acının, insan olmanın düğüm noktasını oluşturduğunu bilendir.
Vücutlarımızın içinde bulunduğumuz sürece hepimiz acı çekeriz. Herkesin acısı kendisine göre değişir, her birimiz kendimize göre bir yaraya sahibiz.
Matın üstünde ya da dışında yoga yapmak, bizim acının ve yaramızın gözlerinin içine bakabilmemizi sağlıyor. Yoga ile tam da cadıların yakıldığı ateşin ortasına atlıyoruz ve acımızı daha yakından araştırma fırsatına sahip oluyoruz. Bu yanma, içimizdeki gücü bir araya getirerek ileriye adım atmamıza ve bu sayede değişmemize yardımcı oluyor.
Mecazi anlamda kullanılan YANMA, Sanskritçede TAPAS yani acıya katlanmak, acıyı çekmek anlamını taşır. Her yaptığımız asana ile belli kaslarımızı çalıştırdığımız gibi, kasların değişimini, gerilimini, sıvıların akımını da sağlıyoruz ve ne yapıyoruz? Orada sadece hareketin içinde kalıyoruz. Kaldığımız sırada, ağrının geldiği yeri, nasıl başladığını, nereye doğru yöneldiğini gözlemliyoruz.
Asice kendimize karşı çıkmayı, kendimizle barış imzalamayı, baş başa kalmayı, gözlemlemeyi, sabrı, gülümsemeyi, zevk almayı öğreniyoruz, yani acımızı değiştirip onu yenileyebiliyor, onun yeni yönlerini keşfedebiliyoruz.
Her yeni keşfimiz ise eski deneyimlerimizi yeniden gözden geçirip belki de zaman içinde yenilerini kabul edilebilir görmemizi sağlıyor. Böylece acının kendisini kabul etmeyi, onu görmeyi, onunla baş başa kalmayı, onu misafir etmeyi öğreniyoruz. En önemlisi de artık acıyı bir düşman ya da katlanılmayacak bir güç olarak görmüyoruz. Kendimizi, bedenimizi, düşünce tarzımızı esnetiyoruz.
Eski alışkanlıklarımızın yerini yaratıcılığımız ve özgürlüğümüz kaplarken, yenilenmenin ve değişimin kapılarını açıp sonsuzluğa doğru esniyoruz.

Yol uzun...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder