28 Kasım 2013 Perşembe

Yogayı Anlamak

Birkaç haftadır Ayurveda çalışmaları, Jivamukti için başvuru kâğıtlarını okumak, TT (Türkçesi Öğretmenlik) öğrenimini yapabilmek için okunması gereken kitaplar ve derken yeni bir şevkle tekrar sarıldım kitaplarıma.
Jivamukti, öğrencilerinden, verdikleri dersler sırasında bütün yoga felsefesini,  yoganın anlamını anlatmalarını istiyor. Benim yoga öğretmenliğine giriş nedenim de yoga felsefesini anlatmaktı ve şimdi anladığım kadarını aktarmaya çalışıyorum.
Yoga, Sankhya felsefesi, MUTLAK... Tekrarladım bu kelimeleri.
Biz mutlağa ulaşmaya çalışırken yaratmışız “dualite”yi. Hep doğru ve yanlış kavramı, hep kesin olacak, hep sonsuza kadar sürecek, hep doğru olacak.
Oysaki, mutlakta ulaşacağımız (Ferhan hocamın yaptığı açıklamadan çıkardığım sonuç) bilinçsiz zihin. Yani geleni olduğu gibi alıp deneyimlemek ve ona herhangi bir maddesel  ve hareketsel anlam vermeye çalışmamak.
Mutlak sadece TANRI’dır ve onun dışında herhangi bir mutlak yoktur.
Hiçbirimiz Tanrı değiliz ve olmayacağız da, olacağımız cinsi, cinsiyeti, kokusu, formu ve tanımı olmayan bir enerji kütlesi.
Bu düşünceler kafamda, din desem değil, felsefe desem değil sadece... Aşağı bakan köpek duruşunda yüzüme bir gülümseme geldi ve öğrencilere baktığımda şu sözler döküldü ağzımdan;
“Abuk sabuk adı olan ve günlük hayat içinde kullanmayacağınız bu duruşta rahat hissedip sadece orada kalmak isteyeceğiniz ve hatta yüzünüzde bir gülümsemeyle huzuru bulacağınız an yogadır.” dedim.

Namaste...

26 Kasım 2013 Salı

Temizlenme

Vedaların her biri, yaşamla, insanla ilgili bilgileri kısa cümleler haline getirmiş ve onları soruşturan zihinler için çözülmeye açık bilgiler olarak bize sunmuşlardır. Ayinleri, yapılmasının yaşamımızı kolaylaştıracağı ve yaşamımıza anlam katacağı mutlak kadim bilgiler olarak bize aktarılmış ve deneyimleyerek öğrenmemizi beklemektedir.
İşte Shouc’a bunlardan birisidir.
“Temizlik imandan gelir.”
Evet, Shouc’a temizlik, saflık demektir. Hem içsel anlamda hem de dışsal. Su, gözle göremesek de hissedilebilecek bir şekilde bizi hem dıştan hem de içten temizler. Tekrar bu ânımıza geri getirir. Çok çeşitli temizlik yöntemleri var yogada, dün hoca olduktan sonra ilk defa ikincisini deneyimledim.
Bu temizlik tekniklerine Shat Kriya teknikleri denir. Shta Kriya her düzeyde, yani hem fiziksel hem de ruhsal olarak arınmadır, detokstur. 

1.       Dil temizliği  sadece sabahları uygulanmalıdır. Ayurvedik tedavi sisteminde dilin üzerindeki bölgeler  farklı iç organları temsil ettikleri için gece onları harekete geçirmemeye dikkat etmek gerekir.
2.       Net’i yani burun temizliğinde, deniz tuzu veya himalaya tuzu yoga yapanların bildiği neti kabına konur ve burun temizlenir. Piyasada şu anda sinüsleri temizlemek için de bu tür ürünler satılmaktadır.
3.       Bir başkası ise kolon temizliğidir. Bilinçaltını temizlemeye, suçluluk duygularından kurtulmamıza yardım eder. Tıkanmış enerji ve dolaşmayan yaşam gücünü arındırır ve tekrar sistemde rahatlamasını sağlar.

22 Kasım 2013 Cuma

Nefesle Yol Almak

Yogayla, enerji çalışmalarımızla, tapınaklara gidişimizle yola giriyoruz. Bazı şeyler değişirken, kendimize ne kadar dürüst olabiliyoruz? Bilinçaltımızdaki bizi her gün yapmak istediklerimizden alıkoyan, bilinmeyeni denememize mani olan korkularımız su yüzüne çıkmaya başlıyor. Suçlayacak bir suç ortağı arıyoruz kendimize.
Oysa sorumluluklarımızı üstlenmek demek, korkularımızı karşılayabilmek, ayrı olmayı kabul edebilmektir. Gerçekliğin değişimine dayanmayı gerektirir sorumluluk; gölgelerin gün ışığında kaybolduğunu fark etmeyi, yüzleşemediğimiz her şeyin bizi bu ya da başka bir zaman diliminde tekrar bulacağını bilmeyi gerektirir. Bazen yalnız olmayı, bazen çokluğun içinde tek kalmayı gerektirir. Bazen ne istediğimizi anlamayı, anlayamayınca yoldan çıkmayı....
Kelimelerin anlamının derinine inmeyi, onlara, insanlara, dünyanın bütününe bazen gözlerimizi kapayıp bakmayı gerektirir yol.
Hareketin içinde medite edebilmeyi ve başka bakış açılarına yelken açmayı gerektirir yol.
Bırakın kendinizi nefese, hareket ettirsin sizi nefes, götürsün gidemediğiniz ülkelere, bir şarkı gibi...

İyi yolculuklar...  

21 Kasım 2013 Perşembe

Ustrasana

Ustrasana, bir arkaya eğilme asanasıdır. Endokrin sistemimizi harekete geçirir. Uyuşukluk ve ataleti ortadan kaldırır, farkındalığı artırır. Kamburluktan kurtarır. Sindirim sistemini uyarır, kabızlığı dindirir. Üst sırt, göğüs ve omuzları açtığı gibi, akciğerlerin ve solunumun da genişlemesini sağlar ve gençleştirir.
Evet, sanki bu sözüm bir sihirdi. Asanada kaldığımız sırada ve sonrasında her öğrencinin neler düşündüğünü aklımdan geçiriyordum sabah, ayna karşısında. Bu asanayla ilgili bu sözleri duyduktan sonra ne kadar çok yapmaya çalışmıştım.
Sonra yüzümdeki kırışıklıklara baktım, sigara içtiğim yıllarda üst dudağımda büzmekten oluşan çizgilerin azaldığını fark ettim; biraz daha inceledim yüzümü, bazı çizgilerim derinleşmiş, bazıları ise azalmıştı. Gözüm bir anda iki kaşımın ortasında, tam da üçüncü göz diye adlandırılan çakradaki çizgilere takıldı.   
Alnımda da derin bir çizgi vardı. Her biri kaşlarımı çatıp baktığımda oluşan çizgilerdi. Derin bir nefes aldım ve hayata yeni bir ışıkla gülümsercesine nefesimi verirken, aynada iki kaşımın arasındaki çigilerin bir anda ne kadar şekil değiştirip belli belirsiz hale geldiğini gördüm.
Tekrarladım hareketi, nefes alırken yeni bir dünyanın tohumlarını ek, verirken içindeki sevgi ışığını dünyaya ver. Thich Nhat Hahn’ın Fransa’daki tapınağında yaptığımız yürüyüş meditasyonlarında uyguladığımız bu nefes alıp verme halinde, hakikaten yüzümün şeklinin değişip çizgilerimin azaldığını fark ettim.
Öğrencilere en önemli bilgiyi vermeyi unutmuştum, geri bükülmeler anahata yani kalp çakrasını açar.
Gün boyunca yüzümdeki yumuşak gülümseme hep benimleydi.

Sevgiyle...

19 Kasım 2013 Salı

Güne bir niyetle başlamak

Jivamukti yoga yaptığım sıralar bir niyet ile başlandığını gördüm derslere. Benim de çok hoşuma gitti. Bu haftaki niyetim; “her şeye rağmen değil, her şey ile” hayatı yaşamak, korkularımla helalleşmek, gerektiğinde sınır çizmeme yardımcı oldukları için onlara teşekkür etmek, "lazım"larımla yüzleşmek, bazılarını belki bir süreliğine eleyip diğerlerini elde tutmak, tohumlarımı tazelemek, belki de bazılarını kış uykusuna hazırlarken diğerlerinin köklerini havalandırıp yeşermeye bırakmak.
Siz de bir niyetle başlayın güne, ilk nefese.
Niyet, söz, kelam, her biri en büyük kuvvetimiz. Onları özenle dünyaya bırakırken hissedin ağırlıklarını, güçlerini ve getirdikleri sorumlulukları.

Namaste...

14 Kasım 2013 Perşembe

Süreç

Duygular, algılar, farkındalık ve perdeler…

Görmez gözlerim Ben’i
Ben Kim olduğumu bilmedikçe
Aradığım hep ben
Gördüğüm ise başkası
                               Anonim

Dünyaya gelirken getiriyoruz, sorumlulukları, ödevleri, sınavları. Geldikten sonra ise toplumun çizdiği çizgiler ve kurallar unutturuyor bize kim olduğumuzu, ne için geldiğimizi. Yapsak bir türlü yapmasak bir türlü her şeyi olması gerektiği gibi.
İçinden çıkılmaz bir labirente dönüyor hayat. Acı çekmeye, korkmaya, bencilliğe, incitmeye başlıyoruz. Acı çektikçe acı vermeyi istiyoruz.
Oysaki yaşam devam eden bir süreç ve her gün yolculuğumuzda kendi sınırlarımız, korkularımız ve kalıplarımızla karşılaşıyoruz. Hepimizin bir aydınlık, bir de karanlık yönü var, ama benimsemek yerine onları yadsımaya ve olmamaya çalışıyoruz, Robin Sharma’nın da dediği gibi, ruhani yanımız ile insani yanımızı uzlaştırmaya çalışıyoruz. 
Oysa göz ardı ettiğimiz, ruhani yanımızın özümüz, seçimlerimizin ise bizi sorumluluk alarak gerçek benliğe götüren bir süreç olduğu. Bu inanılmaz oyunda yaşam karşımıza gerekli olayları, insanları çıkarıyor. Yapmamız gereken, o girdapta kaybolmak yerine seçimlerimizi, sözlerimizi, hareketlerimizi şekillendirmek; kurban olmak, her şeye rağmen demek yerine bahşedilen gücü elimize almak. 
Önceden yazılmış kaderimizin bize sundukları ile birlikte sonsuz yaratıcılığımız kullanmamızı sağlayacak farkındalığı deneyimlemek. Her gün hayatın bize dokunmasına izin vererek, hareket, yaşam ve hayallerimizin harmanında kalarak onlara yeniden şekil vermek.

Nefesle vücudumuzun ısınıp sonsuzluğa uzandığı gibi.

12 Kasım 2013 Salı

Şükür

Yoga asanaları doğanın ve bizim her halimizi içinde barındırıyor. Kobra, aşağı bakan köpek, üçgenler, ağaç, daha neler neler. Hareketleri her yapışımda bir yönüm, bir duygum ile de yüzleşiyor ve karşılaşıyorum. Aynı sokakta karşılaştığım, tanıdığım ve tanımadığım insanlar gibi. Bazılarını seviyorum, bazılarını hiç görmesem daha iyi, bazılarına acıyorum, bazılarına evimin kapılarını açıyor, bazılarını da kınıyorum ve daha bir sürü duygu bana eşlik ediyor.
Her gün bir heykeltraş gibi bütün bu duygularımızı yontup, kalan tozları temizleyip bir eser ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Gün içinde bazen eserimiz tamamlanıyor, bazen de bitmeden gün bitiyor.
Sonsuzluğumla tanışıyorum son günlerde, geleni gideni, yediğimi içtiğimi inceliyor, tadına varıyor, bazılarını kenara koyuyor, bazılarını içime alıyorum. Farkında olarak kendimi anlamaktan çok izlemeyi öğreniyorum. Hiçbir günün aynı olmadığının farkındalığıyla olduklarımı, olmadıklarımı, yaptıklarımı, yapmadıklarımı, yapamadıklarımı gözlemliyorum. Sadece kendimin sonsuzluğunu görmeye özen göstererek.
Bana bugünü bahşettiklerin için,
Kalben yanımda olan çocuklarım için,
Sevgiyle beni el üstünde tutan arkadaşlarım için,
Bana nefretle, duygusuzca, sinsice, hunharca davrananlar için,
Hissizce, saygısızca, sevgiyle, heyecanla davranışlarım için,
Günümü ışıkla doldurduğun için,
Şükürler olsun, şükürler olsun, şükürler olsun.

Hayırlı bir gün dileğiyle...

8 Kasım 2013 Cuma

Yol

Yoga ile ilgili birçok şeyin, sadece Hint veya Budist kaynaklardan elde edileceği düşüncesi kafamın içine sabit bir fikir gibi yerlemiş. Bu sıralar, sufizm ile ilgili bilgiler içeren kitaplar okurken aslında bütün bilgilerin ve bilgeliğin ruhunun, bir inançtan çok uygulamayla ve çabayla elde edildiğini anlamaya başladım.
İnsanın koşullanmalarının yerine, kalbini yeni bilgilere açması ile perdelerin kalktığını ve yeni olduğunu düşündüğü gerçeklerin ortaya çıktığını ve buna da yol adı verildiğini öğrendim. Ve bütün öğretilerin özünü anlatan ve hayatı kısa ve öz bir şekilde tanımlayan Hazreti Ali’nin deyişini sizlerle de paylaşmak istedim;
“Tanrı’yı düşünmek sermayemdir.
Akıl ve doğru mantık eylemlerimin köküdür.
Aşk varoluşumun temelidir.
Şevk hayatımın taşıtıdır.
Allah’ı derinden düşünmek yoldaşımdır.
İman gücümün kaynağıdır.
Hüzün arkadaşımdır.
Bilgi silahımdır.
Sabır, giysim ve ahlakımdır.
Kutsal iradeye teslim olmak gururmdur.
Hakikat kurtuluşumdur.
Tapınımım çalışmamdır.
Gözümün rahatlığı ve iç huzurum duadadır.”

Namaste… 

7 Kasım 2013 Perşembe

Yol Savaşçıları

Klee Walsh ve Andrew Vollo. İkisi de New York’lu taksi sürücüsü ve taze yoga hocası. Walsh, 12 saatlik çalışma zamanını iyi bir şekilde geçirebilmek için taksisinde nefes egzersizleri uyguluyor.
“Bu oturarak yapılan bir meditasyon gibi, beni gevşemiş, farkında ve mantıklı kılıyor.” diye anlatıyor. 200 saatlik öğretmenlik eğitimini almış Walsh, La Guardia Community College’de diğer taksi sürücülerine 60 dakikalık yoga dersi veriyor.
Aşağıdaki egzersizler, sürücülerin sertliğini almak için Walsh’ın önerdiği hareketler;
·         Omuzla daire: Yavaşça omuzları yukarı kulaklara doğru kaldır, sonra onları aşağı doğru yuvarla. Omuzları kulaklara kaldırırken nefes al, aşağı doğru yuvarlarken nefes ver. Ardından aşağıdan yukarıya doğru hareketi tekrarla.
·         Sırtüstü yapılan pelvik eğimler: Sırtüstü yat, nefes al, kalçayı kaburgadan ayır, sırtın alt kısmı ile yer arasında bir boşluk yarat, nefes ver, kalçayı kaburgaya yaklaştır, yer ile sırtın alt kısmı iyice birbirine yapışsın.
·         Bilek daireleri: Omurganız dik, elleri öne uzat, parmakları aşağı yukarı, sağa sola doğru oynat, ardından saat yönünde ve aksi yönde bilekleri çevir.
·         Bacakların değişimli olarak esnetilmesi: Sırtüstü yat, nefes al, sağ dizi bük, göğsüne yasla, sol bacağı düz uzat, ayak parmaklarını kendine döndür. Nefes ver, bacakları değiştir. Sol göğüste, sağ düz uzun. Ve nefes ile bacak değişimini uyum içinde uygula.
Brian Haycock’un “Dharma Yolu: Kendini Keşfetmek İçin Taksiyle Kısa Bir Yolculuk” adlı kitabı,  konuyla ilgili ilk okuduğum neşeli, tatlı, hoş sohbet bir kitaptı. Walsh ve Vollo’nun hele ki New York gibi kalabalık ve bütün dünyanın keşmekeşini içinde toplayan bir şehirde, yoga ile nasıl bir mucize yaratabileceğini düşünemiyorum.

Her birimizin yolu kendine, ama her birimizin yolu birbirimizle bağlantılı, her karşılaştığımız, her konuştuğumuz kişi bizim öğretmenimiz olduğu gibi biz de onun öğretmeniyiz. Farkındalıkla yaklaştıkça öğrenecek ne kadar çok şeyimiz olduğunu her saniye izleyebilmek ümidiyle...

5 Kasım 2013 Salı

Kibir

Kibir bir nitelik değildir, gurur bir niteliktir.  Kibir ise gururun bir eylemidir. Kibir ahimsadır, yani şiddettir.
Son 4 gündür Ferhan hocam ile ayurveda kampı yaptık. Bize bir şeyler anlattı ve her seferinde bunları deneyimlememizi istedi.
Deneyimlerimizi de her seferinde anlattık, anlatırken sorduğumuz soru; "Hocam bende bu çıktı iyi mi?", "Hocam bende bu çıktı kötü mü?" oldu ya da çocukların yaptığı gibi karşılaştırdık kendimizi "Aa bak sen de hocaya benziyorsun" gibi.
Ardından gelen ilk duygu gurur oluyor, duygumuza hareket vermeye başlıyor ve sonra da onu hayata geçiriyoruz. Kibir işte bu hayata geçirişin sonucu, kendimize olan kızgınlığımız, güvensizliğimiz, sevgisizliğimiz, sevgi ihtiyacımız kibrin sınırlarını belirliyor.
Oysaki sevgi dolu bir kalpte ne iyi ne kötü vardır, sevgi dolu kalp bilgiyi alır, anlayışında içselleştirir, sorusunu sadece anlama ihtiyacıyla sorar ve algılamasıyla gurur duyar ve onu mekân zaman kavramı olmadan hayırlısı ile paylaşır. 
Ferhan hocam bize hep bilgiyi paylaşmayı öğretti.
Kibir kendi içinde dualitedir. Alçakgönüllülüğü barındırır içinde, “Canım ben kimim ki” demek de kibirdir, her şeyi bildiğini iddia etmek de.
Oysaki birlik duygusu kendi kapılarımızı aralayarak dünyevi yanlış ve doğrulara izin vererek kibri gurura, alçakgönüllülüğü paylaşıma dönüştürür.

Köyceğiz’i, yeni tanışıklıklarımı, tanıdığımı düşündüklerimle birleşmeyi yaşadığım bu kamp için orada bulunan herkese ve Ferhan hocama teşekkürler. Gururla paylaşacağımız bilgileri bize verdiği için.