9 Ocak 2014 Perşembe

Hocam

Denizin yüzlerce nehri yönetmesi, sığa hâkim olmasındandır
Bu şekilde yüzlerce nehri yönetebilir
İnsanlardan önde olan bir ermiş, sanki onlardan daha alçaktaymış gibi konuşmasını bilmelidir
Eğer onlardan önde ise, onların arkasındaymış gibi davranmalıdır
Böylece ermiş onlardan daha üstte olduğunda, kimsenin sırtına yük olmayacak
Önde olduğu zaman, insanları engellemeyecektir
O mücadele edip boğuşmadığı için
Dünya onu desteklemekten yorulmaz
Kimse ona karşı mücadele etmez
                               Tao Te Ching
− Hocam...
− Ya kızım, bana hocam deme, Ferhan de, ne dersen de ama hocam deme...
Dersler biteli ve hocam Köyceğiz’e taşınalı tam sekiz ay oldu. Dün ne demek istediğini anladım bu sözleriyle.
Hocam aslen Ankara’ya yerleşmiş bir sözdür. Ankaralılar, ODTÜ’lülerden kaynaklanan bir alışkanlık ile birbirlerine hocam derler, hatta dolmuşçulara bile. Öyle zamanlarda bunun çok büyük bir anlamı yok gibi görünse de esas anlamını orada taşıdığını, “hoca” unvanını alıp hoca olmanın ne demek olduğunu anladığımda fark ettim.
Hoca olmak öğrenmeyi, dinlemeyi yeniden öğrenmeyi, sürekliliği ama bağlanmamayı, farkındalığı ama saplanmamayı, eskiyi yeniden anlamayı, yeniyi deneyimlerle örtüştürmeden sadece denemeyi, özünde ne olduğunu fark etmeyi ve bedenini terk etmeyi bilmek demekmiş.
Hayat, bir yanda ahlakın ve yaşam içinde yapılması gerekenlerin bir silsilesi olsa da, diğer yanda da bilgiyi ve özgürlüğü her gün yeniden tecrübe edeceğimiz bir süreç.
Dualite kavramının ötesindeki ince çizgiyi görüp insanlık diyarına varabilmek dileğiyle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder