18 Mart 2014 Salı

Tamah

“Açgözlülük fakirliktir, kimseden bir şey beklememek de zenginliktir; kişi herhangi bir şeye göz dikmediği zaman, o şeye muhtaç değildir.”
Hz. Ömer (r.a.)
İhtiyacımız olandan daha fazlasını almak, sade ve hafif bir hayat sürmemizi engeller. İhtiyaçlarımızı anlamaya, görmeye ve onların bilincine varmaya başladıkça, boşluk bilincini, hayatımızın çıkışını ve deneyimlerimizin doğuşunu anlamaya başlarız.
İhtiyaçlarımız, bizim hareket, yaratıcılık ve empati kabiliyetimizin temelini oluşturur. İhtiyaçlar ve arzular arasındaki farkı çok iyi anlamak, ihtiyaçlarımızı belirlememizi sağlar, kendimizi ve benliğimizi tanımlamamızı sağlar.
Şu dönemde ise tam bir doymazlık içinde, deneyimden yoksun, varlığımızın bilincini hiçe sayarak yaşamaya çaba gösteriyoruz. Yoga, doyumsuzluğumuza, arzularımıza, düşüncelerimize, kendi içimize dönüp bakmamızı sağlar. İçimize her döndüğümüzde ayırt etmeye, farkındalık ile sorgulamaya, sorgulamanın sonunda seçim yapmaya, seçimin sonunda da özümüze varmaya başlarız. Her sorgulama sonunda, yaptıklarımızın sonucunun, aslında sadece bizi değil, bütün evreni etkilediğini fark ederiz. Benzersiz deneyimlerimizin evrene neler kattığını ve bunların geri dönüşümünü ve içine kattığımız anlayışı kavramaya başlarız.
Her nefes alış verişimizde, evrene değişik ses ve eşsiz bilgiler yaymanın yanı sıra, evrendeki bütün canlıları etkileyen titreşimler yaydığımızı fark ederiz.  Bu yaydığımız titreşimlerin, organlarımızda ve diğer canlıların organlarında masaj etkisi yapmanın yanı sıra vücudun bütün dokularına, sinir hücrelerine, kan dolaşımına kadar etki yaptığını ve kan dolaşımının dokularda ve buna bağlı organlarında güçlü etkiler uyandırdığını gözlemlemeye başlarız.
Bütün bu içten birbirine bağlı sistemde kendimizin olmadığını, hepimizin aslında bir nefeste soluduğumuzu ve her deneyimin bütün varoluşları kapsadığının bilincine varırız.
Aldığımız her nefesin evreni huzur ve barışa götürmesi dileğiyle... Namaste.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder