26 Şubat 2015 Perşembe

Tanrı’nın gülümseyen bakışı



Son seyahatimden dönerken Laurent Gounelle’in yeni kitabını aldım, henüz Türkçeye çevrilmemiş, adı “Yaşamayı Öğrendiğim Gün” . Yazar, sonlara doğru, eski karısı ve iş ortağı ile oturdukları sırada Bordo’lu XVII. yüzyıl yazarının söylediği cümleyi ifade etmiş: “Nedenlerini besledikleri ancak etkilerini beğenmedikleri olayları yaratan insanlara Tanrı gülümseyerek bakar.” Yazar, bu söz üzerine, “Ben de bu yüzden başkalarına ders vermek ve hayatı anlatmak yerine, kendi tercihlerimi yaşamaya ve kendi sorumluluklarımı almaya karar verdim” diyor.
Her hafta Özge Hanım’la, geçen hafta sonu Mehmet Bey’in aile diziliminde, elimizde olanları takdir etmek ve bu özelliklere sahip çıkabilmekten, onların sorumluluklarını alabilmekten ve bunu yaşadığımız alan içinde kullanabilmekten bahsettik. Yaşam içinde bunları kullanabilmek ve sorumluluklarını alabilmek ne demek, nasıl hayata geçirilir?
Tanrı’nın bize gülümseyen bakışı, benim anlamamı sağlayan cümle oldu. Her şeyi yaparken yaşamayı ve o anın tamamen farkında olmayı öğrendiğimiz an anılarımız, yanlışlarımız, doğrularımız geçici olacak ve yola devam edebilmek için yeni bir deneyim yaşama şansını da kendimize verebilecek hale geleceğiz.
Bunun ilk adımı da nefes almaktan ve nefesi alırken onun ne zaman kısa, ne zaman zoraki, ne zaman tutulmuş, kısaca nasıl olduğunun farkına varmaktan geçiyor.
Yoga her an, yoga olmak, yaşamda olmak…
Namaste!

24 Şubat 2015 Salı

Aile dizilimi



Hafta sonumu İstanbul’da, Türkiye Sistem Dizilimleri Enstitüsünün salonunda geçirdim. Aile dizilimine daha önce de bir kez katılmıştım. Bu seferki daha uzun soluklu, daha bilinçli ve içinde hissettiğim bir katılım oldu benim için.
Katılan herkes, benim bir parçam ve benden bir parça idi. Mehmet Zararsızoğlu’na ve katılan herkese bir kez daha teşekkür etmek istedim bu yazımla.
Bu deneyimde hayatın aslında bizim ayrıştırdığımız gibi ayrılmadığını anladım; iş, aile, çocuklar, aşk, sosyal ilişkiler bir bütünün birer parçası ve zıtlıklardaki bütünlük de bizim hayatımız. Biz ise zıtlıkları hayatımızdan atıp, tek bir noktadan hayata bakmaya şartlanmış bir toplumuz. “Ve mutlu bir şekilde yaşadılar…” Oysa “Acılar asıl bizim hayatımıza şekil verir.” diye bir söz kullandı Mehmet Bey (bu benim de anlayışım).
Dinler, öğretiler, felsefe, iş, aşk, hayatın içindeki konuşmalar ve temsili canlandırmalar vardı bu çalışmada. Canlandırmaların içinde, gene nefes alıp verme, esneklik ve bedenler içindeki beden, hem anatomik hem de ruhsal olarak yer aldı.
Her birinin ortak noktası ise hayatta kalmak, olmak ve var olmak için nefese ihtiyaç duyduğumuzdu. Nefesin farkına varmak; hayatla, yogayla, benle, benliğimle ve etrafımla ilişki kurmak için ilk adım. Sonra nefesimden neler yapacağıma, hayatla nasıl dans edeceğime veya sadece var mı olacağıma karar vermek de gene benim tercihlerime bağlı olacaktır.
Her birimizin yogayla, psikoloji ile, terapiyle, fal ile, astroloji ile öğrenmesi gerekmez hayatı. Sadece deneyimlemeye ve seçim yapmaya hazır olmalıyız.
Namaste…

19 Şubat 2015 Perşembe

Svadisthana



Bugünlerde temizlik, içsel ve dışsal temizlik, detoks, bahar temizliğine hazırlık derken, çakralarla ilgili bazı temizlikler de aklıma takıldı. İlk önce kolayından başlayayım dedim ve renk terapisine odaklandım, her çakranın bir rengi var ve bu renklerin de kendine göre özellikleri, bilgelikleri, dokundukları alanlar. Bugün ikinci çakraya odaklandım ve portakal rengini seçtim.
Vedik Astroloji hocam Bengü Hanım’ın önerdiği Çakra El Kitabı’na (Shalila Sharamon ve Bodo J. Baginski) göre,  “Portakal rengi ikinci çakrayı hareketlendirir. Portakal rengi yeniden canlandırıcı, yenileyici bir enerjiye sahiptir ve bizi katılaşmış duygusal ve zihinsel kalıplarımızdan özgürleştirir. Kendine güven hissini pekiştirir, hayattan tat alma duygusunu yeniler. Ayurveda’da portakal renginin suyun doğasında olan bir renk olduğuna delalet edilir.”
Ben de bu yüzden karı seyrederken kendime Sharon Gannon’un karışımını formüle ettiği smoothielerden hazırladım, her biri bir çakra için, bugün Svadisthana;
-          1 büyük bardak taze sıkılmış portakal
-          ½ kase Mango
-          ½ kase doğranmış çilek
Blenderda karıştırın.
Afiyet olsun, gününüz neşeli ve tadına vararak geçsin.

17 Şubat 2015 Salı

Yeni ay



― Kız kardeşinden haber var mı?
― Yok, neden?
― Özledim de, yazma dedi, ben de...
― Anne sana ne ki onun ne dediğinden, sen yazmak istiyorsan yaz, hadi ben yattım.
Oğlum yatağına giderken, dedikleri aklımda, odama doğru elimde telefon yol aldım.
Beklentilerimiz, yazma anındaki duygu, düşünce; bir psikolog tanıdığımız "duygu yüklediğimiz her an" diye tanımlamıştı bunu. İşte o anlar hayatımızın önce dış kabuğunu oluşturuyor, dıştan içe yorulduğumuzu sanırken içte neler olduğunu ancak bir duraklamada, bir nefeste, bir göz kapamada hissedebiliyoruz.
Yeni ay değişim, dönüşüm, yeni başlangıç; yeni aya geçiş ise sessizlikte temizlenme zamanı.
Bir nefes alışla fark edip, nefes verirken içi ve dışı temizlemenin rahatlığını yaşamak yoga. Matın üstünde doğayı tanımak ve kendinin farkındalığını öğrenmek yoga.
Namaste!

12 Şubat 2015 Perşembe

Kalp lügati

Bizde “Pozitif” adıyla yayımlanan derginin Almanya’daki versiyonunu aldım geçenlerde, “Happinez”. Dergide, Sri Swami Sivananda’nın ortaya attığı bir yolculuk tarzından bahsetmişler. Her gün uygulanacak ve her gün kurallarla yeniden tanışmayı gerektirecek bir yol bu. Farkındalık ve süreklilik gerektiren bir yol:
  • Dikkatlilik – İhtiyatlı, tedbirli, yavaş, ağır, gönül alan, öngörülü olmak: Hiçbir şeyin zihnimizi rahatsız etmediği hal.
  • Süreklilik – Rutin olarak değil; disiplin, yapma arzusu ve niyeti ile gerçekleştirilen.
  • Tevazu – Rekabetçi, kontrolcü olmamak, alçakgönüllülük.
  • İçtenlik – Açık, dürüst olmak, gerçeği bilmek, saygılı olmak, kendini bilmek.
  • Doğruluk – Basitlik, konsantrasyon, bilgi.
  • Gerçeklik – Güvenilir, inanılır olmak, manipülatif olmamak.
  • Sarsılmazlık – Bağımlı olmamak, dengede olmak, soğukkanlılık.
  • Dayanıklılık – İnşa etme yeteneği, sabır, yaratıcılık, amaç, şimdiyi bilme.
  • Sükûnet – Seyredebilme yetisi, dinleme, açık konuşma sanatı, planlı olmak.
  • Adaptasyon – Sınırlarını tanımak, geri çekilmeyi bilmek, teslimiyet.
  • Ölçülülük – Mütevazı, ılımlı olmak, büyüklenmemek, hizmet.
  • İnatçılık – Dirayetli olmak, karar vermek, sebat etmek, cesaret.
  • Göründüğün gibi ol, olduğun gibi görün.
  • İnsancıllık – Bağnazlıktan kurtulmuş, dedikodu yapmayan, diğerlerini yüreklendiren, yermeyen.
  • Cömertlik – Affetmek, sevmek, yargılamamak, şimdiyi bilmek.
  • Bağışta bulunmak – Merhamet, önemsemek, ilgilenmek.
  • Gönülden vermek
  • Temizlik – Saflık, kalp gözü.
Bu satırları yazarken bayağı zorlandım. Tercüme etmek, sadece dil yeteneği gerektirmiyor, bazen de kalpteki kelimeleri bulmayı öğretiyor. Herkesin kendi kalp lügatini bulması dileğiyle.
Namaste…