31 Mart 2015 Salı

Adho mukha vrksasana - baş duruşu

Resim, yazı, heykel,  hayatın içinden ve hayata değer her şeyi içinde taşıyan ve insanların içlerinde sakladıklarını ortaya dökme araçlarıdır. Aynen yoga gibi.

― Şu el üstünde durmayı çalışalım bugün.
― Aslı orada biraz korku var gibi.
― Ben bugüne kadar hiçbir şeyden korkmadığımı düşünürdüm ama olabilir, neyse zannetmiyorum, ya bir denesek.
― Tamam.

Sandalyenin üstüne çıktım, ellerim yerde, ayakları ve popoyu havaya doğru fırlatacağım. Bir ayağım kalktı, ikincisi peşinden gelmiyor ve ben tekrar aşağı düşüyorum. Bir iki derken bir anda her iki ayak da yukarı kalktı ve bir an duvara değdikten sonra aşağı doğru yıkıldım. Aynen çocukların yaptıkları kuleler gibi, bir sallantı ile. Korku beni sardı ve ne olacağını o an bilemedim. Zihnimden geçenleri, kalbimde yaşadıklarımı tarif edemesem de içimde bir yerde, belki de her hareketimde bu korkunun varlığıyla yaşıyor ve bilmeden onun tarafından yönetiliyorum.

Karotid sinüslerin çekimsel uyarısı, kalp merkezine ve omurilikten beyne kalp atışını, nefes alışı ve kan basıncını düşürmesi emrini verir. Ters duruşlar veya baş aşağı duruşlar kanın (lemfatik drenaj dahil) ve serebral sıvıların (CSF) akış yönünü değiştirir ve beyin için en önemli iki maddenin, glükoz ve oksijenin, daha fazla kan akışı ile artmasına yol açar. Norepineprine, dopamin ve seratonin gibi sinir devinim salgılarının artarak daha fazla oranda oluşumunu sağlar. Buna ek olarak serebral sıvıların akışının yön değiştirmesi ve beynin alt kısmına yapılan baskı, beyin fonksiyonlarının iyileşmesini temin eder. Aynen terapistin bedensel denge terapisinde (Kranio sakral terapi) yaptığı gibi, baş iskeletine ve bedenin diğer bazı bölgelerine giden akışın yönünün değiştirilmesi sağlanır. (Karen Koffler, M.D., Tamamlayıcı Tıp Bölümü Başkanı, Evanston Northwestern Hospital)

Rama Jyothi Yoga Koleji kurucularından olan Karen Koffler ve arkadaşlarının gözlemlerine göre, ters duruşlar veya baş duruşları, endişe, kaygı ve korkuların dönüşmesine neden olmaktadır. “Başa yapılan baskı bizim ruh halimizi belirler. Başın ön kısmına yapılan baskı depresyonu azaltırken, taç kısmına yapılan baskı ise ruh halimiz ve duygularımızı dengeye getirir.”

Gülseren Budayıcıoğlu’nun “Kral Kaybederse” adlı kitabının giriş bölümünde yazdığı gibi, zihnimizin en karanlık köşelerine saklanan bilinçdışımızı hepimiz tanımalıyız, tanımalıyız ki bizi nereye götürebileceğini önceden bilelim. Zihnin bu Kadim Efendisinin insana neler yapabileceğini ve yaptırabileceğini anlayabilelim.
Yoga her gün yaşanan bir kendini bulma ve tanıma macerası, hiç bitmeyecek bir macera.
Namaste!

26 Mart 2015 Perşembe

Yoga kitapları

Geçenlerde derse gelenler, hangi kitaplar işe yarar yoga yaparken diye sordular. Jivamukti eğitmenlik eğitimine gitmeden önce sayfasına girmiştim. Katılma koşulları, en az iki sene yoga yapmak ve verilen kitapları okumaktı. Bu 5 kitaptan yola çıkarak yazı yazmak da cabası idi.
Bence yoga yaşanır, diye düşünmüştüm o zamanlar, Ferhan Hocamın eğitiminden sonra, evet yoga yaşanır da bir yol gösterici, fikirleri dönüştürücü, kelimelerin anlamlarına anlam katıcı lazım. İşte bunlar bazen bir arkadaş, bazen bir an ve bazen de kitaplar olabilir.
Aşağıda sıralayacağım kitaplardan çok daha fazlası var, pek tanınmamışları ve hiç bilinmeyenleri var. Herkesin kendi kitaplarını bulacağına eminim. Okuduğunuz kitapları bir liste haline getirin ve siz de paylaşın. Paylaştıkça dönüşüm ve değişim başka bir hal alacak, her an yeni bir anlayış oluşacaktır.
  • Kabir Helminski – Bilen Kalp
  • Paramahansa Yogananda - Bir Yogi’nin Otobiyografisi   
  • Louise Hay – Düşünce Gücüyle Tedavi
  • Thich Nhat Hahn – Bütün kitapları (Türkçe, İngilizce ve daha birçok dilde)
  • Dan Millman – Dingin Savaşçı, Dingin Savaşçının Ruhsal Yolculuğu
  • Marianne Williamson – Sevgiye Dönüş
  • Mark Stephens – Teaching Yoga
  • Elena Brower ve Erica Jago – Die Kunst der Aufmerksamkeit
  • Anodea Judith -Eastern Body Western Mind
  • Sri Swami Satchidananda -The Living Gita
  • Sharon Gannon - Yoga and Vegetarianism
  • Sharon Gannon and David Life – Yoga der Befreiung
  • Dominique Loreau - L’art de La simplicité
  • Godfrey Devereux - Yoga Unveiled
  • Robin Griggs Lawrence – Simply imperfect
  • Richard R. Powell – Wabi Sabi
  • Jennifer L. Scott – Lessons from Madame Chic
Daha nice kitap… Sayamayacağım kadar çok. Farkındalık her günün konusu, asana ise sadece matın üzerinde. Sadece matın üstünde yoga yapabilmek yetmiyor, hayatın içinde yoga yapmayı öğrendikçe matın üstündeki yoganın anlamı değişiyor, yaptıklarınıza veya öğretenlerin yaptıklarına değişik gözle bakabilme sanatına kavuşuyorsunuz. Ben bütün asanaların içinde henüz tam akışı bulamasam da hayatın içine akabilmeyi öğrendikçe, asanalarımın ve nefesimin değiştiğini izliyorum, hayatımın yoga olduğunu kavradıkça okuma sevincim, yapma heyecanım ve uygulama coşkum, yaratıcılığıma giden yolda beni destekliyor.
Tanrı’ya tek bir gidiş yolu yok, “Dua ederken Tanrı bizi ve meditasyon yaparken biz Tanrı’yı duyarız!” diye bir cümle duymuştum. Siz de kendi Tanrınıza ulaşmak için hangi yolu seçeceğinize karar vermek için bunlardan herhangi biriyle başlayabilir ya da meditasyon yapabilirsiniz.
Namaste…

24 Mart 2015 Salı

Yaşamla Yoga 2 yaşında



İki senedir bu bloğu yazıyorum. Gerçek anlamda ise 4 senedir yoga ile beraberliğimiz devam ediyor. Yoganın bana açtığı kapıları, benimle gittiği yolları ve bende uyandırdığı hisleri anlatmam imkânsız. Gene de gün içinde kaç bin kez, ne yapacağımı bilmez bir şekilde duygularım, düşüncelerim ve gerekliliklerle kendime çıkılması zor bir ev inşa ettiğimin farkına varıyorum. Sanki bütün bu olanlar, çözülmesi gereken problemler gibi içimde, dışımda birikiyor ve içinden çıkılmaz bir hal alıyor. 

Hinduizmde, yaratılan ve yere indirilen Tanrı ve Tanrıçaların da bizle aynı durumlarda kaldığını bilmek ve bunlar hakkında okumak beni rahatlatıyor. Orada da iblisler sürekli yer altından çıkıp Tanrı ve Tanrıçaları rahatsız ediyor, aynı bizim çözümsüz problemlerimiz gibi. Shiva Purana’da (Hinduizmin dini metinleri) anlatıldığına göre; altın, gümüş ve demirden yapılma uçan üç kalede yaşayan iblisler, sürekli olarak Tanrıları rahatsız etmek için yeryüzüne gelirlermiş. Bu kaleler ancak ve ancak üçünün birlikte bir ok tarafından vurulması halinde yok olabilecek şekilde, Tanrıların Babası Brahma tarafından koruma altına alınmış.
Kalelerden ilki “BEN”i, ikincisi “BENİM OLAN”ı ve üçüncüsü ise “BENİM OLMAYANLAR”ı temsil etmektedir. Aynı dünyamızda savaştığımız gibi, mükemmel olanın tadına varmak isteyen bizler gibi. Tanrılar da bu yüzden birleşerek beraber bu iblisleri yok etmeye karar vermişler, Dünya bir savaş arabasına dönüştürülmüş: İki tekerlekli, bir tekerleği Ay diğeri ise Güneş. Vishnu’nun kendisi yay olmuş, Shiva da ok. Herkes hazır olup, kazanmamanın tadını damaklarında hissettiği sırada, Shiva yaya doğru yönelmeden, üç kaleye gülümseyerek bakmaya başlamış sessizce. O anda bütün kaleler yanmaya ve yok olmaya başlamış.

Her gün olmasa da, her saniye olmasa da artık dalgalanmaların içinden geçerken oturup bazen gülümseyi, bazen ağlamayı ve bazen sadece orada olmayı öğreniyorum. Sevinçlerim, hüzünlerim, ağrılarım, hastalıklarım, her biri yenilecek bir düşman olmaktan çok benim ve benle bir bütün. 

Yogaya, hocalarıma, yazılarıma, yazılarımın dilini güçlendiren Gaye’ye ve benimle bu yolu paylaşan herkese teşekkürler. Daha nice yıllara.
Namaste…

19 Mart 2015 Perşembe

Surabhi Mudra



Gertrud Hirschi, “Ellerle Yoga” adlı bir kitap yazmış. Bilinen bütün mudraların olduğu bu kitapta her mudranın niye yapıldığı, neye yaradığı ve niyeti yer almakta.
Bu sıralar, kemik ağrısından boğazımdaki rahatsızlıklara, şekere kadar bedenimdeki temizlenme ve beni yatıran hastalıklarla uğraşırken bu mudra bana çok iyi geldi. Aslında en etkili olduğu alan romatizma ve artrid. Bedenimi hissettim, nefeslerim uzadı ve bedenimin bir anlık rahatlamasını fark ettim.
Sol elin küçükparmağı, sağ elin yüzük parmağına deysin, sağ elin küçük parmağı sol elin yüzük parmağına deysin, aynı zamanda her iki elin orta parmağı, sağ elin işaret parmağına deysin, baş parmaklar havada ve iki yanda kalsın.
Niyeti
Temizleyen ışık beni kaplasın ve içimi daraltan ve benim canımı acıtan her şeyi alsın götürsün. Kalbimin ta derinlerinde, bedenimdeki temizliği, zihnimdeki berraklığı ve ruhumdaki saflığı arıyorum. 

Bizim olan ve bizimle olan kalbimizdeki temizliği, zihnimizdeki arılığı, duygularımızdaki safiyeti ve ruhumuzun saflığını hatırlarız. Yoga, bedenimizin her yanında bunun bir şekilde hatırlanacağını bize öğretir, hatırladıkça olmaya başlarız, oldukça insanlığımızı yeniden kazanırız.
İnsan olmanın ve var olmanın sırlarını her gün keşfedebileceğimiz bir evrenin kapılarını aralamanın neşesini deneyimleyebilmek dileğiyle.
Namaste

17 Mart 2015 Salı

Temas



“Bir işe, bir sevgiliye, mülke, çocuklarına ya da bir uyuşturucuya bağımlı kılan korkudur. Kendini tanımayanlar, durumlarına hâkim olamayanlar, ne kendileri ne de başkaları için bir şey yapabilirler. İnsan ancak kendisini seçebilir!” Tanrılar Okulu – Stefano D’Anna

Niye her şeyin bir tanımı olması lazım?
Böylece kendimizi güvende hissederiz Aslı Hanım.
Peki, tanımları sürekli değiştiriyorsunuz, ben de bununla baş edemiyorum.
Bütün bu süreç içinde bunu söyledim mi emin değilim, ama bir tek gerçeklikten emin olabilirsiniz, dünyada veya sizin tabirinizle evrende, her şey değişir.

Bizler tanımlamayı sadece ve sadece güven için isteriz. Güven duygusu yerini bir zaman sonra sürekliliğe, alışkanlığa bırakır ve ardından da temel kural, bizim gerçeğimiz olmaya başlar. Temasımızı kaybederiz, yaptıklarımız, sevdiklerimiz, isteklerimiz ile. Teması kaybettikçe de güvensiz, doyumsuz bir şekilde ya yerimizde sayarız, o çemberden çıkmayız ya da her yerde birden olmaya çalışırız.
Sorumluluğumuzu almaya karar verdiğimizde ise tepkilerimizle, sevgiliyle, işle, aileyle, arkadaşla temasa geçmeye, onu yaşamaya, tanımaya, görülmeyeni görmeye başlarız. Tanıdıkça hangi kapıların onunla açıldığını, yaşadıklarımızın derinliğini ve bu derinliğin bize açtığı yeni heyecanları fark ederiz.
İşte o zaman çocuklarımın dediği gibi bir “üst level’a”,  yani yeni bir hedefe, heyecana ve tarza doğru ilerlerken anla temasımızın doyumunu yaşarız.
Teknolojinin, evrenin bu kadar hızla ilerlediği bir çağda, anlarımızın, anılarımızın, çokluğun yanından geçip gitmeden tutmayı, yakalamayı ve teması hissetmek dileğiyle.
Namaste…