3 Mart 2015 Salı

Kendine gösterdiğin sevgi



Tanımlar o kadar kısıtlı ki, bazen ne dediğimi, bazen de sizin ne dediğinizi doğru anlayıp anlamadığımdan çok da emin değilim.
Neyi?
Korku, sevgi, saygı, kendini sevme, nasıl bir iç içelik ki!
Biz başımıza bir şey geleceğinden korktuğumuzda, sanki karşımızdaki akıllı değilmiş veya anlamazmış gibi “Sen bir çekil, ben yaparım” tavrını üstleniriz. Bu tavrı üstlenmemizin sebebi korkudur; başımıza gelecekler, içimizden geçirdiklerimiz, daha önce yaşadıklarımız ve bunların bütün sorumluluğunu almanın ağırlığını taşıma korkusu. Daha açık mı anlattıklarım.
Peki, ben bu durumda yokuştan düşerken onunla mı düşeceğim.
Hayır, kendi sınırlarınızı, kendi tercihlerinizin sorumluluklarını alarak onunla birlikte, kontrol etmeden, kontrolü ele almadan, beraber yürümeyi, düşmeden sıyrılmayı, bazen de sadece kendinizin sınırlarında kalarak oyuna katılmamayı tercih edeceksiniz.
Peki, ben bunları kabul etmiyorum, hayatımda istemiyorum dediğimde…
İşte o zaman kendinize olan saygı, sevgi, cömertlik ortaya çıkacak ve kontrol, korku ve bencilliğin yerine geçecek.

Sorumluluk anlayışınız, sınırlarınız, sizi siz yapanların çokluğu, yaratıcılığınız, korku yerine sevgi ile sizinle yürüyecek. “Binlerce kitap yazıldı bu konuda, ancak sevgi her birimiz için o kadar farklı bir anlayış. Sevgi bir kavram değil, bir eylemdir.” der Don Miguel Ruiz, “Ustaca Sevmek” adlı kitabında.
Bir nefes ile başlayan farkındalık, her anda yapacağımız tercihler ile bizim yaşamda yürüme şeklimizi, yol alışımızı ve yaşamı dile getirişimizin niteliğini belirleyecektir. Yaşamın, nefesi aldığımız anda başlayıp, nefesi verdiğimiz anda bittiğini bilmek ise bizim söylediğimiz sözlere, kendimize davranışımıza ve karşımızda duran anne, sevgili, çocuk, arkadaşa davranışımıza etki edecektir.
Ortalama nefes hızının bir dakika içinde 6 ila 8 nefes alıp, 6 ila 8 nefes vermek olduğunu hesaplamış bilim insanları. Şimdi saatinize bakıp nefes almak yerine, bir kâğıt kalem alıp kaç kere kendinize sevgi gösterdiğinizi bulma zamanı.
Kendimizden başkası bizi mutlu edemez, bize acı çektiremez. Savaş alanımızı sürekli içimizden dışarı taşımak yerine, savaşmayı durdurup neler yaptığımıza, neler söylediğimize ve tercihlerimize odaklanırsak karşımızdaki ile ne savaşır, ne rekabete girer, ne de ondan iyi olmak veya onu düzeltmek için uğraşırız.

Zamanımızı ve nefeslerimizi kullanmayı öğrenmek dileğiyle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder