30 Nisan 2015 Perşembe

Yogayı gerçekleştirmek



“Yemek yemede, eğlenmekte, uyumakta, çalışmakta ılımlı olmayı, uçlara gitmekten kaçınmayı öğrenirsen, o zaman yoganın bütün acılarını ve ızdıraplarını tamamen yok edeceğini anlarsın.” 
The Living Gita – Swami Satchinanda yorumu ile Bhagavad Gita – 6. Bölüm, sure 17

Lord Krishna, ahenkli zihnimize yani yüzeysel farklılıkları aşmış, özü görmüş ve özde olana hitap ediyor. Bizler değişiriz ancak özümüz hep aynıdır, bu değişim ile ancak özümüzü bulabilme imkânına ereriz. Aynen ağzımıza aldığımız bir elmanın, önce ağızda hamur haline gelmiş bir posa, sonra midede karbonhidrat, şeker ve liften oluşan bir yiyecek haline gelmesi gibi. Hatta bütün bu parçalar da birbirinden ayrılır, bir kısmı yararlı olarak fiziksel bedende kalır, diğer bir kısmı daha değişik bir şekilde bedeni terk eder. Yani elle tutulur, gözle görülür değişir, değişimin olmadığı yer ise aynı, bir, bütün ve tek kalır. O birdir, değişimi yaşamamıza imkân veren.

“Ruh bence, düşünüp fikir üreten CAN’ın gücüdür.” Aristotales (384-322 İÖ)

Değişirken ve farklılaşırken, farkındalığın içinde kalmak, kendimizi, dünyayı anlamamızı sağlar. Ayrışırken, bütün olmanın tadını değişimlerde ve sınırlarımızın büyüklüğünü denemede buluruz. Ayrılmak ve farklı olmak yerine, bütünlüğü hissederek deneyimlemeyi seçeriz.

Meditasyon, sadece ılımlı bir zihin, duygu ve beden halidir. İster oturun, ister gezin, ister yemek yapın. Meditasyon içinde hayatı sürün. Bu yüzden yoga uygulaması, yoga rutini ya da yogayı gerçekleştirmek deniyor.

Bizler ne kadar yoga yaptığımız, ne kadar guru gördüğümüz veya nefes alarak kendimizle savaştığımızla değil, kendi sınırlarımızı, bağlılıklarımızı ve bağımlılıklarımızı ne kadar fark edebildiğimizle yogayı tekrar buluruz.
Namaste...

28 Nisan 2015 Salı

Patanjali’nin gösterdiği yol



Aslında günün konusu hep bellidir de biz bilmezden gelmek isteriz. Bugün ne öğreteceğim, ne yazacağım, ne yapsam. Salı günü Vedik astroljiye göre kavgacıların günüymüş, yani Mars günü, ben de içimdeki karmaşayı susturmaya çalışıyorum. Bir zamanlar reikimaster’ım Birol Bey’in dediği yöntemi böyle günlerde kullanmak, benim için en uygun hal gibi görünüyor: Kütüphaneden gözüne takılan bir kitabı seç ve herhangi bir sayfasının sana neler dediğine bak!

Bu sabahki kitabım Patanjali’nin Yoga Sutralar kitabı oldu. Sri Swami Stachidananda tarafından tercüme edilmiş. Onun tercümesinin yorumunu, anladığım şeklide burada sizlerle paylaşmak istedim.

“Tat Pratiṣedhārthamekatattvābhyāsah.”

Tat: onların; pratiṣsedha: engel, önlem; artham: adına, yararına, yüzü suyu hürmetine; eka: tek; tattva: konu, gerçek, öz, temel; abhyāsah: uygulama.

“Bir konu üzerinde yoğunlaşmak, engelleri ve onun getireceklerini önlemenin en iyi yoludur.”

Terapistimle aramda geçen konuşma da iyi bir örnek.
Ne yapacağımı tam kestiremiyorum, doğruların içinde miyim yoksa? Etrafıma baktıkça karışıyorum!
Neyi sorguluyorsunuz Aslı Hanım, yaptıklarınızı mı yoksa şimdiden sonra yapacaklarınızı mı?
Her şeyi, nasıl dağıldığımı, ne kadar hayatı bir hayata sığdırdığımı.
İşte şimdi dağılmadan yaklaşık 9 senedir kişisel farkındalık, kendiniz, doğanız, vedik astroloji, yoga, ayurveda, reiki, buddizm veya zen; bir yolda kendinizi tanıma yolunda ilerliyorsunuz ve şimdiye kadar bütün yaptıklarınızla artık hepsini bir bütün haline getirip kendi yoganız olacaksınız, kendi stiliniz… Kendinize bunları bir kap içinde ayrıştırma zamanı ve sonra da bütün bu değişik tatlardan bir yemek hazırlama zamanı verin.

Sri Swami Satchidananda kendi yorumunda ise şöyle devam etmiş, yolunuzda engellerle, dağlarla karşılaşsanız da, onları dinamitle patlatıp yolunuza devam edin, yaptığınızı bırakıp bir diğerine koştuğunuzda bütün yaptığınız şeyler boşunaymış gibi görünecek ve sonunda gene aynı dağ ile karşılaşmayacağınızı da kimse garanti etmeyecek.

Şu sıralar, ne dağları, ne engelleri görmeden ilerlemenin sonuna geldim, şu anda kendi içimde kaybolmuşluktayım. Tevekkül, inanç ve güven, bütün bunların toplamı yoga, aslında. Engeller, dağlar hep kendimiziz, yolumuzu başkaları yoluyla tıkayan da kendimiz. Farkına vardığım, içinde olduğumuz konuyu ya da yaptıklarımızı o kadar bedenleştiriyor ve şekle sokuyoruz ki, artık onun kendi tavrı, düşüncesi ve yapılması gereken bir hali olduğuna dair inanç geliştiriyoruz. Oysaki hayat, amaçlarımız, isteklerimiz, yapacaklarımız ya da yapmayacaklarımız, bizim yolumuzda bir adım ötesine geçiş için bir basamak ya da yaya yolunda bulunan zebra çizgilerinden biri.

Yoga ve onun babası Patanjali, yoga olmak ya da yolda yürümek için bir kalıp olmadığını, kendimiz olabilmenin bizi engellerden ve dağlardan koruyacağını anlatmak istemiş ve her birimizin kendi olabilmesinin kendine has olduğunu, özünse aynı olduğunu belirtmiş.

Bazen özü bulacağız derken detayların içinde kaybolmanın üzüntüsünü çekiyoruz, halbuki detayların bizim birer parçamız olduğunu ve her bir parçanın öz içinde yerini bulacağını unutuyoruz. 
Güzel bir gün dileğiyle...

23 Nisan 2015 Perşembe

Pilates, yoga, zayıflık



Bizi bir forma sok, Miray.
Merak etmeyin, bu hızla yaza kadar istediğiniz gibi olursunuz.

Pilates dersine başladım. Forma girmek değildi benim amacım, kızımın skolyozuna bu kadar yardımı olan bu tedavi yönetminin ne ve nasıl olduğunu görmekti. Ancak derste bu tür konuşmalar geçince, kendime dönüp bakma ihtiyacı duydum. Evet yaş, menopoz, tiroidler derken son üç senede giderek beden değişikliğine uğradım. Ancak bir tek bu değildi beden değişikliğimin sebebi. Aynı zamanda son üç senedeir yaptığım yoganın artışı, sürekli hale getirdiğim terapim (Gestalt Terapi) ve kendimle kavgalarım yerine içimdeki bütünlüğü aramam.

Zayıflamak, forma girmek için bugüne kadar hep öğretilen, şunlardan vazgeç, bunu yeme, yediğin yemeklerin porsiyonunu küçült, spor yap idi. “Kilonuz, sizin dünyayla olan ilişkinizin bir yansımasıdır” diyor Charles Einstein (Yazar, Filozof ve Matematikçi), “Beslenmenin Yogası” adlı kitabında.

Zayıflamak için bir şeylerden vazgeçmemiz gerekmiyor. Sadece duygularımızla tanışmamız ve onlara bakabilmek, Bengü Hocamın dediği gibi “Seni gördüm, anladım” diyebilmek, kendini dinlemeye niyet etmek, kendini ve bedenini sevmek ve yiyeceklerle olan bağlantıyı değiştirmek gerekiyor. Ayurveda günlerinden sonra, biraz olsun yiyeceklerle ve bedenimin bana dediklerine kulak verebilmekle uğraşırken, utandığımda veya ne tür bir davranış sergileyeceğime bir türlü karar veremediğimde yemeyi tercih ettiğimi ve tercihimde de sadece ağızımı doldurmak ve nefesimi bir anlık da olsa kesmek için yediğimi fark ettim.

Yoga bizi zayıflatmaz, hatta kaslarımızın yoğunlaşmasına neden olduğu ve kaslar yağdan daha ağır oldukları için tartıda daha da ağır görünmemizi sağlar. Yoga ile sadece bedenimiz şekil alır ve beden yapımız kendi içinde bir dönüşüme uğrar. Bedende yarattığı rahatlama hissi ile duygusal kilolarımızın artmasını önler. Yapılan her hareketin içinde hissettiğimiz oyunsal sevinç, kendimizi tekrar bütün hissetmemize neden olur, daha az gerginlik de daha az yağlanmamıza.

Yoga rekabet, esneklik, bir yapabilme yeri değildir, sonsuzluğun ve anın içine yapılan bir yolculuktur. Yoga, öz farkındalıkla yaratılan bir disiplindir, kendini gererek kontrol etmeyi veya sıkmayı gerektirmez. Bütünlüğü ve olanı tanıma cesaretini gerektirir.
Namaste…

21 Nisan 2015 Salı

Esneklik



Bizler olaylara, olayın kendi karmaşası içinde değil de her zaman olanın kendi üstümüzde yarattığı etki ile bakarız. Oysaki esneklik, olaya kendi bütünlüğü ve karmaşıklığı içinde yani özün farkındalığıyla bakmayı gerektirir.

Şimdi değil anne!
Peki ne zaman?
Anne görmüyor musun çalışıyorum…

Köpeği aldım ve evden çıktım. Sokakta yürürken neye sinirlendiğimi, neden sinirlendiğimi arıyordum. Birden fark ettim ki ben de Mara da, yemeği internet üzerinden ısmarlamayı bilmiyoruz ve bu yüzden Rico’yu beklemek zorundayız.

Ya anne demek istediğimi…
Dur oğlum sen bağışla, zaten sinirim kendi acizliğimeydi, süpersin bence, o anda yapamayacağını söyleyip olana konsantre olmayı seçtiğin için!
Yani hayır dedim diye kızmadın mı?
Hayır, ben kendimle barışamadım, o yüzden kızgındım.
Zaten benim işim de bitti, şimdi ne yemek istediğini söyle ısmarlayayım.

Yogada ilk olarak fiziksel bedenle esneriz. Rahatlarız esnerken, gerginlikleri, kasılmaları, güç kullanmayı, bir konuda ısrarcılığı bırakırız. Asanalarla beraberlik içinde, gerginliklerimiz fiziksel ve zihinsel alanda kendi hissettirir, her nefes ile milim milim rahatlamaya, rahatladıkça asana içinde ilerlemeye başlarız. Bedenin bir bölgesindeki esnekliği bulabilmek için bazen aylar, bazen yıllar ve bazen de bir an gerekir. Hatta bir gün esnekken, diğer gün aynı asanayı hiçbir şekilde yapamaz hale gelebiliriz. Aynı hayattaki gibi, bazen ilişkilerimizde, zorlandığımız, kızdığımız, öfkelendiğimiz ve bazen de öz farkındalık (bu terim Mehmet Zararsızoğlu’na ait) ile kendimizi rahatlattığımız anlardan bir tanesidir yoga.

Bedendeki rahatlıkla, zihinsel alandaki rahatlamanın yolunu açarız. Yoga aynı bir deney laboratuvarı gibidir, kendi üstümüzde yaptığımız deneylerin sonucunda esnek, yaratıcı, cesaretli, sakin, güzel, narin, nazik ve daha ne olmak istersek olabiliriz. 1998 yılından beri bilim insanlarının deneylerinin sonucunda, insanın en ileri yaşlarda bile, sinir ağlarının bağlantıları sayesinde, değişken yapıyı sürdürebildiği ortaya çıkmıştır.

Sadece bakış açımızı yönlendirmenin değişimin ve dönüşümün özünü oluşturduğunu bilmek, kendimizi fark etmeye ve dışarı ile rekabet yerine kendi bedenimizde olanı hissetmeye yönlendirir.

İçsel zenginliğimizin hazinelerini fark etme yolunda bir adım atmak dileğiyle…
Namaste.   

16 Nisan 2015 Perşembe

Yaşam mozaiği



“Bedenlenmenin acı, tatlı, mayhoş ve keskin tadına varma cesaretini göstermektir yaşam.” Anonim

Annemle babam, yaşam içinde bilinçli veya bilinçsizce, maddi olarak ya da yaptıkları ile birçok insana örnek olmuş, deneme cesaretini göstermiş, tökezlemiş, sabit kalmış, kendilerini ve bizleri büyütmüşlerdir. Fikir anlaşmazlıklarımız, görüş ayrılıklarımız çok olmasına rağmen ailede her birimiz yardım, sevap işlerini ortak bir alan içinde yürütmeyi amaç edinmişizdir. Geçen sene eylül ayında, bu amaçla ve yoganın gereklerinden olduğuna inandığım “SEVA” fikri ile yola çıkarak, her birimizin maddi ve fiziksel alandaki varlığını üst üste koyarak bir vakıf kurma fikrini benimsedik. Kolları sıvadık, nisan ayının sonunda devlet kapısında resmileşecek olan ANTES –Arif Nevin Tamaç Eğitim ve Sağlık– Vakfının kapılarını, 8 Mart Kadınlar Günü’nde, annemlerin bir arkadaşının kızı olan Işın Avcıoğlu’nun vakfa hibe ettiği resimlerin sergisi ve satışı ile açtık. Serginin geliri ile Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesine, 90 pijama, 80 adet çocuk bezi aldık. Ayrıca eğitimin sadece okuyarak olmayacağı, yaratıcılığımızın, içimizdeki hazinelerin, farkındalığımızın, zihinimizdeki düşünce ve kalbimizdeki duyguların bir bütün olduğu ilkesi doğrultusunda çocuklara boya, ahşap, sicim, boncuk ve daha bir sürü el işi malzemesi ve bilgisayarla yazıcı aldık.

Çocukların kendilerini, iç dünyalarını, hastalıklarını, ailelerini ve bedenlerini anlatarak ortaya çıkardıkları bütün bu işleri, 21-22Nisan’da Hilton Otel’in bize verdiği bir bölümde sergileyip satacağımız bir kermes düzenleyeceğiz. Bu kermesten alacağınız her parça, çocukların, büyüklerin, kalpleri ile dokundukları ve kendileriyle bütünleşmenin farkındalığı ile dünyada olmanın tadına varabilmelerini sağlayacak. Bu çaba katkılarınızla büyüyecek.

Bir çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak, yaratıcılığını geliştirmek için 1 lira da sizden olsun.”

Bazı mağazalar, restoranlar ve kafelerde bulacağınız cam şeker kutularımızdaki, Diyetisyen Hatice Karslıoğlu’nun bize taze taze hazırlayarak hediye ettiği doğal ve şekersiz kurabiyeleri, minik kek ve buğday topçuklarını alarak 1 liralık bağışlarınızla, evrende bir yıldızın daha rahatça yolunu bulmasına yardım edebilirsiniz.

Bütünlüğü bedenimizde fark etmektir yoga, bağları hissetmektir, bağımlılığı kırmaktır. Yoga aslında bir yaşam mozaiğidir. Farklı kırıkların birleştiği, farklı renklerin beraberce ışıldadığı bir kaleidoskoptur. Yoganın ne bir tarifi ne de bir anlatımı vardır. Ta derinlerimizde, zihnimizde, duygularımızda, sokaklarımızda, tarihimizdedir yoga.

Bu bütünü yaşamak da yoga olmaktır. Namaste…