17 Kasım 2015 Salı

Ama...


“Ama” kelimesi bilişsel bilinçtir, dedi Mehmet Bey, aile dizilimi dersimizde. O zaman dikkatimi çekti ama kelimesini günlük hayatımızda ne kadar çok kullandığımız. Bir şeyi severiz ama şu kısmını sevmeyiz, bir şeyi yapmak isteriz ama yapamayacak bin tane nedenimiz vardır. Bir şeyi isteriz ama olamayacağına dair binlerce nedenimiz vardır. Bu “AMA”lar birikir ve biz bunları fark etmeyiz. Ama dedikçe kendimizi doğruluk içinde savunur, bedenimizi, bilincimizi, ince zekâmızı, duygularımızı ve ruhumuzu koruma altına alırız, ta ki o amadan kurtulmaya hazır olana kadar.

Bu gerçekten böyle midir? Acaba bunu ben mi böyle düşünüyorum? Neden? Niçin? Olur mu? Denesem mi? Ta ki böyle soruları bırakıp kendi içimizde olanların farkına varıp, endişelerimizden kurtulup, içimizde istediğimizin can’dan geldiğini ve yapılanın veya olacağın her ne ise olmasının ve denenmesinin varlığımızın bir parçasında hayat bulacağına emin olana kadar.

O zaman yaptığımızla temas ederiz, o zaman yaptığımızın derinliğini fark ederiz, yaptığımızın içine girer ve yapılacağı gönülden yaparız. Aldığımız nefesle soluduğumuz havayı, üstünde yürüdüğümüz toprakla yere basan ayağımızı, eriştiğimiz dal ile o dalı tutan eli, gördüğümüz nesneyle onu gören gözleri.

Duyduğumuz sesi, sesin tınısını, sesten bize yansıyan tonu, onu duyan kulağımızı, aldığımız kokuyu, kokuya verilen emeği, emeğin içindeki çabayı, çabanın içindeki sevginin tadını, tadı alan damağı severiz.

Ta ki bir şeyi yapmış olmak, bir şeyi yapmış olmaktan haz duymak, bir şeyi severek yapmak arasındaki farkı yüreğimizin ta derinlerinde hissedene, yüreğimizde sevginin varlığını görene kadar… Korkusuzca ve utanmadan varlığımızda bulunan her niteliği önceden tanımlanmış, kurallara bağlı ve deneyimlerin sonucunda ortaya çıkan sonuca bağlı değeri ile tartmadan yapabilirliğinin, olasılıkların değişiminin, sonuçlarının dönüşümünü hissederek algılayana kadar.

Yaşam kendi içinde çok basittir, onu yalın halinden karmaşık haline döndürmeden yaşam sanatının içinden geçebilmek ve onu yaşayabilmek dileğiyle…
Namaste!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder