9 Kasım 2015 Pazartesi

Sonsuz sevgi



Aşk filmleri çok hoş değil mi anne? Sanki bir türlü bulunmayacak gibi!
Niye ki? Her an âşık olunabilir diye düşünüyorum.
Anne, bir kez olunur, on kez değil, o zaman dünya yetmez sana…

İlişkilerimizdir bizim varoluşumuz, aşk, dostluk, arkadaşlık, sevgi, evlilik, akrabalık, aile olma. Biz ancak etkileşimde varlık halimize döner ve bedenleşiriz.

“Mucizeler Kursu”, işimizin sevgiyi aramak değil, onun gelişini engelleyen tüm engelleri ortadan kaldırmak olduğunu söylüyor.

Masallarda yazılan ve geldiğinde dünyanın değiştiği aşk bizim aradığımız. Dünyamızın içindeki dengeyi bozan, zaman ve mekân kavramını yitirdiğimiz bir an aşk, beyaz atlı prensin gelip bizi kurtardığı. Oysaki ne o bizi kurtarabilir ne de biz onu sadece kendimiz için tutabiliriz.

Ayurveda, evrenin bilincini açıklarken; boşluk, sonsuzluk, saf zihin olarak bilinen Purusha’nın eril bir enerjiye sahip olduğunu, evrenin bilincini, tarihini, yapısını, işleyişini, deneyimleri, düşünceleri içinde barındırdığını ve var olabilmek için de Prakriti, yani dişil enerjiye sahip olan öz doğamızın, yaratıcı, yaratan ile birleşmesinin sonucunda dünyanın görsel halini aldığını anlatır.

İlişki tek taraflı olmaz, birliktelik, bütünlük, tamlık, zıktlık içerir. Etkileşim içerir. Oysaki masallarda tek taraflı, kurtarıcının gelip kurtardığı kızlardan, kadınlardan oluşan bir dünya yaratılmıştır. Bizler gelecek olan kurtarıcıyı bekler, onun olması gerektiği şekli hayal eder, ayrıca çevre baskılarıyla olması gereken meslekleri, giyimini, evini, arabasını, parasını, annesi ve babasını gözümüzde canlandırır ve onun gelmesini beklerken, korunaklı duvarlarımızın ardında kalmayı tercih ederiz.

Ta ki bulduğumuzu zannettiğimiz kişinin de sonunda “bay doğru” olmadığını anlayana kadar. Bay doğruyu, bay doğru yapan; sadece hayatımıza giriş amacı, bizimle hangi derslerimizi paylaşacağı, bizim onunla kendimizin ne olduğunu, ne yanımızın var olduğunu anlayacağımız kişi olmasıdır.

Bizler varoluşta kendimizi nasıl var edeceğimizi biliriz, hangi niteliklerimizin olduğunu biliriz. Bir tek bilmeyi reddettiğimiz, karşıdakinde de aynı niteliklerin olduğudur. İlişkide odaklanacağım, onun bu ilişkiye getireceği rolden çok, kendimin en yüksek benliğini, ruhumun özelliklerini yakalayarak benliğimin ötesindeki beni bulmaktır. Beni bulduğumda ilişkinin etkili bir biçimde ve her ne şekilde olacaksa, zaman ve mekâna bağlı olmadan sürdürülebilirliğini, varoluşunu yakalamış olurum.

“Mucizeler Kursu” der ki, derin bir ilişkiye hazır duruma gelmek için, kendi yolumuzda ilerlerken, yolun bir kısmını da karşımıza çıkan insanı olabileceğinin en iyisi olması için desteklemek gerekir.

Kurbağa Prens ve hatta Pinokyo, bir öpücük ile en derin güzelliklerine ulaşırlar, biri prenses tarafından, bir diğeri perinin değneyi ile olduğu en mükemmeli bulur. Bizler ancak kendi içimizde en mükemmeli bulma yolunda adım attıkça, kendimizi ve karşıdakini sevdikçe mükemmeli bulabileceğimizi, sadece varlığımız için sevilmemiz, sevmemiz gerektiğini anladıkça, içimizde özlemini çektiğimiz o sonsuz sevgiye erişiriz.
Namaste…       

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder