17 Aralık 2015 Perşembe

Yaşam



“Yaşam, sıkıntı ve bedbahsızlık arasında sağdan sola sallannan bir sarkaç gibidir.”
Arthur Schopenhauer

Bazen olaylara o kadar alışırız ki, hiçbir zaman mutluluk nedir bilmeyiz, tam tersine her şeyin olmasına o kadar alışırız ki mutluluğu gözden kaçırırız. Beynimiz daha çok problemleri çözmeye çalıştığı için ilk gördüğü eksiktir, rahatlatıcı olanı yakalayamaz. Aslında bu kısa süreli mutluluklarımız bizi acılardan, tatminsizlikten uzaklaştırıp yeniden başlamaya, bir daha çabalamaya, yeniyi ve güzel olanı beklemeye ve hep mutluluk hissini aramaya iter. Gelişmeye, ayrılıp gitmeye, uyuşmaya veya kabule sürükler.

“Yoga yolunda yürümek, zihinde huzuru bozmadan sevincin ve üzüntünün içinden sükûnet ile geçmemize yardım eder. “
Sharon Gannon & David Life

Aklımız, duygularımız hep bir arzunun ve olmayanın peşinden koştukça, ne sonsuz mutluluğu ne de huzuru bulabiliriz. Temas etmeyi öğrenip, verileni alıp, anın içinde mutlu olup, dolu dolu anı yaşadığımızda ise yaşanmışlığın tadını, an be an fark ederek olanı ve olmayanı aramadan devam ettiririz.

Oysaki ne kabul, ne ayrılıp gitmek, ne yeniden başlamak vardır, sadece olduğumuz anın tadına varmaktır yaşamak.

Yaşamayı an be an, hikâyesiz, geçmişsiz ve geleceksiz sürdürebilmektir bize huzuru veren.
Namaste!

2 yorum:

  1. Güzel kalple dökülen yazıları gözlerimiz nicedir arar olmuştu, iyi geliyor kelimeleriniz bana. İyiki..Namaste.

    YanıtlaSil