14 Ocak 2016 Perşembe

El duruşu

El duruşu, bedeni kararlı, istikrarlı bir şekilde ters yüz ederek ve dikey olarak eller üstünde yapılan bir denge hareketidir. Temel bir el duruşunda, beden düz bir hatta, eller ve ayaklar tamamen uzatılarak dik tutulur ve ellerin omuz genişliğinde açılması ile meydana gelir. El duruşunun birçok değişik çeşitlemeleri vardır, hepsinde duruşu yapan kişilerin yeterli bir dengeye sahip olmaları ve üst bedenlerinin kuvvetli olması gerekir.

Enerji verir, güveni artırır, güven ve odaklanmayı gerektirir, bakış açısını değiştirir, üst bedeni kuvvetlendirir, yer çekiminin etkilerini alaşağı eder, omurgaya ters basınç uygulayarak kısaltır ve sıkışma yaratır.

El duruşu, ağırlık merkezimizin yer değiştirmesine neden olur. Bir iş yaparken dengeyi kaybettiğimizde, sendelediğimizde tekrar dengeyi bulmamızda yardım eder. İçsel bir kararlılık ve güç bulmaya yardım eder, sağlıklı bir deneyimleme ve temas ederek yaşamayı öğrenme adına kendimizi tekrar dengeye getirmemize yardımcı olur. Her kendimize uymayan hareketten sonra tekrar deneyebilme, başka bir bakış açısı ile olaya bakabilme ve yapacaklarımızı tamamlamamıza yardım eder. El duruşu yapmak veya yapmamak bize sınırlarımızı keşfettirir. Bir duruşu yapmaya karar vermek ya da o duruşu yapmamaya karar vermek bizi korkularımızla yüzleştirirken, onları araştırmaya iter. Yaralanmaktan mı korkarız, kontrolü kaybetmekten mi, hata yapmaktan mı? Bu korkularımızla yüzleşebilmek ve öğrenilmişliklerimizden vazgeçerek yeni ufuklara doğru yol almak, sınırları deneyebilmek, hayat içinde değişimimize ve dönüşümümüze yardımcı olabilecek güçtür.

İlk yogaya başladığımda bu kadar duruşun neden yapıldığını anlamakta zorluk çekerdim, sonuçta varılmak istenen yer kafanın içini boşaltabilmek ve hayata başka bir yönüyle bakabilmek değil mi, diye sorardım kendime. Hayata değişik bir yaklaşım geliştirebilmek için içimizde bulunan bütün alışkanlıklarımızı, bütün öğrenilmişliklerimizi, onların bize hissettirdiklerini, düşündürdüklerini önce masaya yatırmak gerekiyormuş. Masaya yatırıp onlarla temas etmeyi öğrenmek, temas ettikten sonra onlara karşı ve onlarla birlikte yeni bir bakış açısı geliştirmek, sonrasında da onları nasıl dönüştürerek yeniden yola çıkabileceğini anlamakmış yoga asanaları.

Dikkati yeniden toplamayı öğrenmek, bedenin nelere cevap verdiğini anlamak, beden cevap verirken duygusal ve düşünsel alanda neler olduğunu görebilmek ve bunların farkına varıp temas ederek, ardından tekrar odaklanarak, hayatı yeni yanılgılar ve süprizlerle yapılandırmakmış.

Hayatın tadına varırken, heyecan yaratırken, daha havalı gözükürken teması kaybetmeden kendini bilmekmiş asana…
Namaste!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder