23 Şubat 2016 Salı

Perdeler



İçimizde oluşan duyguları anlamak ne kadar da zormuş. Aile dizilimi eğitimi aldıkça her gün yeniden keşfediyorum kendimi. Yoga ile yoluma başlayalı tam 4 sene dolmuş. Gestalt terapiye başlayalı 5 sene ve şimdi de aile dizilimi eğitimi 6 ay. Arada bir sürü kurslar, öğrenimler, denemeler… Kendimle karşılaştıkça şaşırıyorum, ne nedenle neleri yaptığıma, neleri ne nedenle yapmadığıma ve nasıl savunma mekanizmaları geliştirdiğime.

Savunma mekanizmalarımız kendi kendine bizi koruyan, korurken görünmeyen, ince bir zekânın ürünüdür. Yani aslında bizim en derindeki ince zekâmızın kapısıdır. Detaylarda kaybolma, kaybolurken bedenin içindeki binlerce bağın içinde bulunan zor görülen ya da gözle görülebilir bir alandır.

Gerçekleri görmemizi engeleyen perdeler oluşturur ve bu perdelerin kalınlığını seçer ve perdeleri kaldırıp içine bakmaya bizler niyet edene kadar da orada mevcut halde kalırlar. Evde perde sevmeyen ben ne kadar çok katman oluşturmuşum içimde. Yoga duruşları bu perdeleri aralar, aralarken durmanın bir nedeni de budur. Bir aralayıp bakayım bana ne olacak, bunu soran biz değilizdir, beden bize sorar nasılsın diye. Ağrılarımız, hastalıklarımız, çok gülmeler, gıdıklanmalar, istememeler, karşı koymalar ortaya çıkar. Eğer bizler bunları esas olarak alırsak o perdeleri kaldıramayız. Kaldırdığımızı sanırız.

Anlamak yerine görmeyi, görürken nerde sıkıştığımızı anlamayı, anlayınca çözüm bulmadan sadece bakabilmeyi gerektirir. Can ister, ama biz canın neden istediğine o günkü duygumuza, o günkü gerekliliklerimize göre bakarız önce. Oysaki canın istediğini dinleyebilmektir esas. Can bizdir ve o can bizim gerçeğimizdir.

Kendi gerçeğimiz ve olduğumuz insan olmamıza yol gösterendir. Keşfederken ne kadar da kendimden, benden, ince zekâmdan uzak yaşadığımı, kendimi bir anda görmenin ne kadar da garip olduğunu ve geliştirdiklerimle kendimden ne kadar uzaklaştığımı fark ettim.

Karşımıza çıkan herkese dikkatle bakmayı, yaptığımız işleri tekrar başka bir gözle gözlemlemeyi gerektirir perdeleri aralayabilmek. Anne ve babamızın neyi bizde uyandırmak istediğini, isterken bizi ne yollara sürüklediğini, karşımıza çıkan hocalarımızın bizi bize götürmek için burada olduğunu anlamak için her kelimeyi sessizlikte bir daha duyabilmektir CAN’ın yolu.

Karşıma çıkan herkese, yolumdan çekilen herkese, gördüklerime ve görme yeteneğimi bulmama yardım eden herkese sonsuz teşekkürler. Canın en derinlerindeki beni bulmak belki mümkün, belki değil, ama en azından sessizlikte duyabilmeyi, ince zekâmızla birlikte hareket etmeyi öğrenebilmek mümkün.

Gerçeğin içinde yaşarken, duymanın inceliğine ve zarafetine ulaşmak dileğiyle…
Namaste!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder