15 Mart 2016 Salı

Kendinle karşılaşma


Her kendinle karşılaşma bir hüsran, bir sevinç, bir şaşkınlık. Kendinle karşılaşma bir yabancılaşma, bir tekrar buluşma, bir dürüstlük. Kendini yeniden fark etme, kendine dokunma, kendini bilme.

 — Siz peki kendinize ne kadar dürüstsünüz Aslı Hanım?

Bir anda bakakaldım Özge Hanım’a. Nasıl yani demek gelmedi içimden. Ne kadar mı aslında, kendimi ne kadar az mı tanıyorum, tanıdık olanı ne kadar mı yatsıyorum, neden yatsıdığımı mı bilmiyorum ya da Mehmet Zararsızoğlu’nun dediği gibi hayatta kalan tarafım bir o kadar alışılmış ki diğerleri ile temas etmek zor mu geliyor.

Zor gelse de bir o kadar tanıdık ve kullanımı rahatsız edici hale gelmiş olan taraflarımızda bize ait olan, yaş aldıkça kullanmadığımız uzuvlarımız, sevgi göstermediğimiz yanlarımız, hastalanan, bakılmadıkça kendisi ile teması kesen bir beden, zihin ve ruh ile yaşamımızı sürdürmeye çalışıyoruz.
Sadece algımız, söylenen sözler, bilinmeden anlaşılan kavramlar, anlaşıldığı sanılan ve hâlâ derinlerde hissettiğimiz bir anlam karmaşası.

Değerlerimizin, yaşımızın, dişiliğimizin, erilliğimizin toplum tarafından ve yüzyıllar boyu gelen inanışlar ile şekillendirilmesi, utancımız ve korkumuzun bunlarla şekillenmesi ve içimizde yeniden değişik biçimlerde hayat bulması bedenimizin ve zihnimizin sınırlarını iyice kısıtlıyor.

Yoga asanaları bizim bu sınırlı zihin ve beden ile yeniden şekillenmemize, şekillenirken bazen kendimizi duymamıza, bazen kendimize şaşırmamıza, bazen de olduğumuz yerde takılıp kalmamıza, kalırken duyabilip, bazen de duyamayıp yol değiştirmemize neden oluyor.

Kendimize bir şans vermenin yolu kendimizle sevişebilmek, kendimize dokunabilmek, kendimize dokunurken aynı sevgi dolu baktığımız çocuklarımıza, eşimize veya arkadaşlarımıza baktığımız gibi bir şans verip dinlemeyi öğrenmekten geçiyor. Kendi bencilliğimizi, egomuzu büyütmek değil, insan olmanın değişkenliğini, farklılığını, yaşamayı anlamak, kendini sevebilmek.

Bir an hiç bilmediğimiz bir alanı ziyaret edip, başkaları eliyle değerimizin kanıtlanmadığı, kendi çıkış alanında içerdiklerini ve yapabilirliliğini kavrayabilmek, kendini tanımak. Karşımızdakilerinin yaralarının, iltifatlarının, özlemlerinin içinde kalmadan kendimizi, doğamızı, doğayı ve bütünlüğün içinde bir parça olduğumuzu ve olduğumuz parçanın vazgeçilmez bir yararı olduğunu hissedebilmek dileğiyle…
Namaste!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder