26 Temmuz 2016 Salı

Araştırmak ve incelemek


“Araştırmak ve incelemek, ruhumuzun doğal ve temel ifadesidir.” Godfrey Devereux

Araştırmak ve incelemek aslında çok zor biz insanlar için. Bizler bildiğimizi zanneden, öğrendiklerinden dolayı düşünmek yerine ortaya savlar, kurgular koyan ve bunların öğrendikleri ile bağdaşmasından genel sonuçlar çıkaran bir yapıya sahibiz. Bu yapı bizim içimizdeki endişeyi artırdıkça da, karşımıza çıkan her probleme çözüm bulmak yerine, bildiklerimizle onu eğip büker, yeteneklerimizi problemi çözmekten çok, problemi alt etmek için kullanırız. 

Yogayı, araştırma ve inceleme için yaptığımızda duyarlılık, dürüstlük, açıklık, yakınlaşma ve onama ile kendimizi hareketlere bırakır ve içimizde uyanan bu duyguların hoşluğu ile ilkel bataklığımızın derinliklerine bizi çeken acıma, rekabet, temassızlık, ayrımcılık, ötekilikten kurtuluruz.

Duyarlılık, ince farklılıkları ayırma yeteneğini doğurur. İnce farklılıkları ayırt etme yeteneği, örtülü ifadeler yerine dürüstlüğü, yapamadıklarımızı ve yapabildiklerimizi keşfetmeyi, neyi nasıl yapabileceğimize bakmayı öğretir. Sordukça, söyledikçe açıklık getirir ve anlamadıklarımızı kendimizce öğrenmenin ve kendi yolumuzla yeni metotlar keşfetmenin farkına varırız. Yenileri öğrenmek, beraberliğin bize verdiği gücü fark etmeyi, onda olup bende olmayanı görmeyi değil, bütünlük içinde yol almayı sağlar.

Başarılarımızın ve başarısızlıklarımızın tadına varıp, kendimizde ve karşıda olanı yeni bir anlayış, yeni bir göz, yeni bir duyma ile yeniden şekillendirip, gücümüzü ve güçsüzlüğümüzü birleştirebiliriz.

Namaste! 

22 Temmuz 2016 Cuma

Bilgiyi aramak


“Beden işe yarayanı ve güzelliği arar, ruh ise bilgiyi arar!” Spinoza

Jiu Jitsu dersleri, yoga ve David Kaeil işlevsel anatomisi arasında vakit geçirip bedenimi tanımaya, tanırken gözden kaçırdığım alanlarımı, bilmediğim ve kullanmaktan çekindiğim alanlarımı fark ettikçe bilgiye olan açlığım giderek artıyor.

Bilgiye açlığım arttıkça olanaklarım artıyor, yapma olasılıklarım çoğalıyor. Gerektiği anda en uygun hali ve durumu görebilmek… İlk başlarda öngörünün desteğini aramış insanlık. Eski çağlarda tanrıların, sonra dinlerin, bazen büyünün… Her ne kadar bütün bu kelimeler bir bilinmezi çağrıştırıyorsa da aslında dile getirmediğimiz ancak bilgisine sahip olduğumuz bir alanı da içeriyor.

Fransızcada mutluluk kelimesinin etimolojik kökü “iyi tahmin” demek. İçimizdeki hayaller, hayallere doğru ilerleyişimiz, içimizden geldiği gibi davranma isteği bizi mutlu olabileceğimiz alanlara taşır. Bildiğimiz ama bir türlü anlatamadığımız her şey ruhun bilgisini deneyime dönüştürebilme yeteneği verir bize. 

Dönüştürmekten korkmak ise mutsuzluğu, acıyı ve hayata küskünlüğü getirir. İnanç sadece Tanrı’ya inanmak değildir. İnanç güç, kıvraklık, sorumluluk, sabır ve en önemlisi yeni bir bakış açısı ile deneme yeteneği demektir.

Kendi içimizdekini tanıyarak önce kendimizin sonra da dünyanın mimarı olma yeteneğimizi kullanabilmek niyetiyle…

Namaste.

15 Temmuz 2016 Cuma

Mitos


“Her insan birden fazla bilinçdışı mitos’un içinde yaşar. Mitos eski Yunancada öykü anlamındadır, kaos’un karşıtı, kozmosun karşılığıdır. Bazı deneyimler kronolojik olarak geçmişte kalsa da öyküsel anlamda kendini tekrar etmeye devam ederler. Bilinçdışında olan ve kişinin o öykünün kahramanı ile kendisini özdeşleştirmesi sonucunda bilmeden devam ettirdiği bir kader vardır. Bu durumda değişim ancak söz konusu öyküden bilinçle sıyrılmak yolu ile mümkündür.” Mehmet Zararsızoğlu

Mehmet Bey bize yaz dönemi ödevimizi gönderirken yazdığı kısa girizgahta yazmış bunları. Bizler, yaşam içinde özgür, sorumluluk sahibi, dayanışma içinde bir hayatı sürdürebilmek için belli yaşam evrelerinden geçmek zorundayız. Yaşam evrelerinin içinde sıkıştığımızda kendi kaderimizi sıkıca örer ve içinden çıkılmaz bir hale getiririz.  Oysaki bedenimizi tanıdıkça yaşamın bir dayanışma olduğunu anlayabiliriz, aynı bizi dik tutan ayaklarımızın yaptığı gibi.

Ayak parmaklarını kaldırdığımızda bizler ayaklarımızın iç kısmında olan kemerin harekete geçmesini sağlar ve o kemeri tekrar oluştururuz. Kaslar, ayakları ve bilekleri hareket ettirir, onları sağlamlaştırır ve kemerlerin oldukları durumda kalmasını sağlar. Miyofasyal doku, rahatlamalarını ve kasılmalarını sağlar, kaslar aracılığıyla. Çünkü kaslar belirli bir gerilmeyi karşılayabilirler. Sadece bir bölümdeki gerginlik tutulmaz, bedenin tümünde sağlamlık ve istikrar sağlanır.

Bedenin içi gibi biz de yaşamımızda kendi aramızda, kendi içimizde bu istikrarı sağlamak için evrelerimizi tamamlayıp, o evrelerden geçip, kendi içimizde her gün yeniden bir istikrarı sağlamak için çalışırız.

Bu insan olarak ne tek başımıza, ne dağa çıkarak, ne de yalnız kalarak yapabileceğimiz bir şeydir. Çevremize bakmayı, karşılaştırma yerine güvenmeyi, sağlamlaştırmayı, sağlamlaştırırken, ısrar etmeden, zorlamadan, nezaketle hem kendimizi hem de karşıyı rahatlatarak, bilincimizi geliştirmeyi gerektirir.

İçinde yaşadığımız bedenle bir olmayı, onunla aynı şekilde davranmayı öğrenmek, bizim insan olmayı öğrenme sürecimizden başkası değildir.

Namaste…

1 Temmuz 2016 Cuma

Kendini bulabileceğin bir zaman


Birkaç gündür “İçimizdeki Kapıları Açmak” kitabının çeşitli sayfalarına takılıp oradan oraya atlayıp duruyorum. Yaşamımızda neleri neden, nasıl veya niçin yaptığımızı bildiğimizi zannedip kendi toplum, aile ve arkadaş yapımızın içinde debelenip durduğumuzu fark ettim, bir şeyleri farklı gözle görmenin ne demek olduğunu anlamadan.

Jiu Jitsu takımına girdi kızım, şimdi de benim öğretmenim oldu. Dün onunla hareketleri anlamaya çalışırken, birden onun altında kalmadan üste çıkmak için ne kadar çabaladığımı fark ettim. Aslında amaç orada üste çıkmak değil. Orada kalınan kapalı alanda kendi sınırlarını anlayabilip, imkânsız olduğunu düşündüğün bir şeyi gerçekleştirmek. Merak etmek, merak edip zamanı ve mekânı pek de dikkate almadan ne kadar genişleyebileceğini anlamak. Ta ki kopma noktasına kadar kendini ve karşındakini yormadan ilerleyebilmek.

Uygun yöntem ve uygun tutumu anda gerçekleştirebilmenin farkındalığını yaşamak…

Senin, dünyadaki bütün yetenekler yerine birçok kişinin sahip olmadığı bir şeye sahip olmanı diliyorum;

İçtenlikle gülebileceğin ve kendini rahat hissedebileceğin bir zaman…

Yapabilmen ve düşünebilmen için bir zaman,

Sadece kendin için değil, hatta hediye edebileceğin bir zaman.

Sürekli çalışıp didinmen için değil,

Memnuniyetini ve iç huzurunu yaşayabilmen için bir zaman.

Sadece harcaman için değil, sana da kalacak bir zaman,

Saate bakıp veya yaşına bakıp keşkeler yerine,

Heyecanı, şaşkınlığı ve güveni inşa edebileceğin bir zaman.

Kendini bulabileceğin bir zaman,

Her gününü, her saatini iç huzuru ile yaşayabileceğin bir zaman.

Yapamamışlıklarına ve yaşanmamışlıklarına kızıp kendini mahkum etmek yerine,

Yaşayabileceğin ve varlığını bileceğin bir zaman diliyorum.


Elli Michler