16 Ocak 2018 Salı








Deneyim

Bugün Mara'nın hocaları ile konuşma günüm. Ne bilmek istiyorsun kızım ? diye sordum görüşmelere gitmeden. "Nasıl daha iyi olabilirim, neye dikkat etmem gerek onu sor" dedi.

İlk görüşmem kimya Hocası Bay Merono idi.

-Mara için ben hiç endişelenmiyorum. Sizin endişeleriniz mi var ?

-Endişe değil ancak kendisi de daha önceki okulunda daha iyi notlar aldığını söylüyor. Ve her ikimizde hangi nedenden burada bu notlarda kaldığını merak ediyoruz.

-Biliyor musunuz ki Mara çok büyük bir değişim geçirdi, sadece Toulouse'a taşınması, yeni bir yere alışması değil şu anda liseye adım atan bir genç oldu. Bizim için liseye adım atmak "taklit, ya da öğrenilenleri olduğu gibi kağıda yansıtmanın bittiği yerdir.

- Şöyle mi anlamalıyım dediğinizi, yani öğrenilenin dışında araştırmalı ve ondan sonra başka şekilleri de olduğunu imtihanlarına yansıtmalı mı ?

-Sınıf içinde dinlerken acaba bunu bunla birleştirsem o zamanda bu formülle diğer elementlerle alınan sonuç alınır mı veya bence şu şekilde alınır, gibi bir cümleyi kurabilme yeteneğidir. Aptal olmak olarak kabul ettiğimiz bilmemenin ötesinde kafasında soru geliştirip, onları ortaya dökebilme yeteneğidir."

Bizler liseli olmanın veya liseye aday olmanın ne demek olduğunu Fransız okulunda da böyle öğrendik. Aptal olmanın ötesinde soru sorabilme yeteneği, yeni çözümler üretebilme yeteneği ve denerken öğrenme yeteneğini kazandık. Ancak okul duvarları ile dış dünyanın duvarları aynı değil. Okul da, bu öğrenilenleri uyguladığım da kendi başarısız hissetme, Aptal olma, yapamama, kazanamama, geçememe ya da zorunlu olmaya doğru bir yol yoktu. Hayatın içinde ise, hem toplumun yaptıklarını taklit et hem de yeni bir çözüm bul sanki iki ayrı yönmüş gibi geldi. Kendime bir yol bulup o şekilde kendimi ortaya koyar oldum.

Evde hep çocukların arkasını toplayan temizlikçi Aslı, Dışarıda ciddi ve mesafeli her şeyi kontrol altında tutan Aslı, Düzenli disiplinli Aslı, Annemin yanında hep başarısız ve asi Aslı, Babamın yanında güvenilmez Aslı, ablamın yanında bir türlü hep kafasına göre takılan ve öfkeli Aslı, Sigarayla sürekli duygularını boğazına tıkan Aslı, Sevgilileri ya da kocaları ile sevgi dilenen Aslı idim.

Bir Aslı'dan ne kadar çok Aslı. Ancak hep aynı tepkileri veren Aslı. Sigarayı bıraktım, duygularımı ağlayarak ortaya döküyorum. Annemin hala asi kızıyım, arada onun şekline uymaya başlıyorum. Ablamla, soru soran, bilmeyen ve ilâ kavga etmeye yeltenmeyen Aslı'ya doğru ilerliyorum.

Ben çokluğumu fark ettikçe, şekil değiştiririm, ben renklerimi kullandıkça kendi özümde dengede olurum. Ben bütünümü keşfettikçe nerede nasıl davranmak istediğime karar veririm. Sürekli yolda savrulmam. Hareketimin iki kutupunu da dikkate alır kendimi mi yoksa karşıyı mı yoksa orta da belki de ikimizi de pek de mutlu etmeyecek  ya da yeteri kadar tatmin edecek başka bir çözümü de bulmayı deneyebilir ve harekete geçebilirim.

Yoga, Asanları ile öğrenmeye başladım. Ne kadar çok Aslı'nın bende yaşadığını. Bedeni nasıl çevirmem gerek ki alıştığının dışında hareket edebilsin ya da hareketi nasıl değiştirmem gerek ki hareketin içine tam girebileyim. Yapabildiğim duruşlar ve yapamadığım duruşlar  ancak çeşitli variasyonlarla denediğim duruşlarla kendi yogam içinde ilerliyorum. 

Yolunuz açık olsun....!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder