14 Şubat 2018 Çarşamba


Ben ve ben



Kendinize hiç yakından bakmayı denediniz mi ? Taa gözlerinizin en derinliklerine. En derinlerde neler yattığına. Karşısına geçip oturabildiniz mi bedeninizin ?

Dinlediğiniz hayalleri, söylenişleri onun muydu yoksa sizin kafanızdakiler mi ? Dokunduzmu yaş alan bedendeki ağrılara ? İnce, bazen derin ve kalın çizgilere?

Yapamadınız, yapmadınız o sizinle her yerde bulunan,  "yatağınızın baş ucundan eksilmeyen hiç okunmamış bir kitap gibi sakladığınız"  demiş instagramda ethereal_yogagirl, bedene.

Hiç okumadığımız, açmanın gereksiz olduğuna karar verdiğimiz, tanıdığımızı sandığımız bu beden neler gizliyor, neleri anlatıyor, nerelerde hiç deneyim yaşamamış, nerelerde çökmüş, nerelerde zayıflamış, nerelerde hala diri!...

Asanalarla bedeni anlamayı öğreniriz, içine yerleştirdiğimiz bunca bilginin yükünden, yanlış anlaşılmışlıklardan, sıkışmışlıklardan kurtarırız bedeni. Karanlıkta kalmış alanlarımıza bir ışık tutarız bedendeki hareketlerle. Gün ışığına çıkar bedenimizdeki dünyanın yükü.

Amaç bedeni yönetmek değildir. Beraberce nasıl en rahat şekilde hareket edebildiğimi gözlemlemektir. Bedenle  birlikte hareket etmeyi öğrenmektir. Küçük adımlarla, her sayfanın kenarından tutup, merakla içindekileri öğrenme yetisidir. Bazen bölümlerde, bazen sayfanın bir cümlesinde takılı kalmak ve orada anlamak için saatlerini geçirmektir.

İlişkiler öteki ile başlar, öteki ise bana benden yakın, aynı zamanda bende olan, ve benim göremeyeceğim bir alandaki benle başlar. Gözlerden ırak beni hatırlamanın bir yoludur Asana, ne istediğimi bütünlüğüm içinde fark etmemin, anın içinde nelere şahit olduğumu anlamanın yoludur. İçimdeki ve içindeki fırtınaları dindirmenin gerçek bilgisini taşımaktır. Hastalanınca yatmak yerine onu dinlendirmeyi bilmektir, hastalanınca söylenmek yerine neye ihtiyacı olduğunu sorabilmektir. Sorumluluk alıp, korksam da yeni diyarlara gidebilme yetisidir güvenle.

Başka ile ilişkiye girmenin en gizemli yoludur, gözle görülmeyen ile ilişkide olmak.

Namaste...!

   

1 Şubat 2018 Perşembe









Ne zaman Yoga yapmalı ?

Dün sabah oğlumla kahvaltıda oturmuş, hayattan konuşurken, her lokmada bir ikimizi de geren kelimelere ortaya dökülmeye başladı. Sesler hafif yükseldi, biraz indi ve

- Tamam anne benle sende konuşma seni anlamıyorum ve bunlardan çok sıkılıyorum artık... dedi oğlum.

İlk anda ağlasam mı, karnım ağrımaya, hatta şişmeye başladı, içimde birikenler, benimle ilgili bütün olunmamışlıklar, yapamamışlıklar, bunlara olan öfkem...Her biri karnımın içinde bir balon gibi şişmeye başladı.

Farkındalığımı ve kim olduğumu düşündüğüm beynimi çağırdım yanıma, konuştum onunla. Oğlumun 18 yaşında olduğunu, ergen olduğunu kendi fikirlerini savunacağını anlattım kendime. Kendisinin haklı olduğunu ve hep haklı olmak isteyeceğini hatırlattım. Sonra yapamadıklarımla ve yapabildiklerimle bir daha yüzleşmek için beni aldım karşıma yapamadıklarımı hangi bilinçle ve hangi öğrenilmişliklerimle yapamadığımı bir daha hatırlattım kendime.

Sonra matımı serdim odama, piyano müziğimi açtım spotify'dan ve başladım kendimin acıyan, yaralanan bedeniyle ilgilenmeye. Karnımın boşluğu o kadar büyük ki, almıştı her bir söyleneni içine, korumuştu bütün anılarımı, yumuşattım sıkışan kaslarımı, nefes aldım içimde tuttum nefesi, sonra verdim ve verdikten sonra da tuttum nefesi. Uzarken esnedim, kocaman ağzımı açarak, çene kaslarımdan taa ayak parmaklarıma kadar.

Çocuk pozu ile kendime annelik yaptım, paschimottanasana ile kendimi gördüm, savaşçılarla haykırdım yapamadıklarıma,  ardha chandrasana ile buldum dengemi. Burgularla açtım kalbimi hayatın değişkenliğine.

Her gün mü yapılmalı, ne zaman yapılmalı, sıkıştığım zaman mı yapılmalı, yoga hem düşünce de hem de beden de her gün yapılmalı bence. Yapabildiğim kadar, içimdekileri akıtabildiğim kadar.

Namaste..!