7 Nisan 2018 Cumartesi









Cehalet


 
Taylan Bey anlattı geçen gün, okur yazarlık demek bilgiyi öğrenmek, anlamak ve tatbikten geçer diye. Okuduğunu anlamak ve okuduğunu tatbik edememek cehalettir. Anladığımızda, oluş hallerimizden vazgeçip, anladığımızı denemek ise yapabilme yetisi, sabır ve alçak gönüllük getirir.

Söyleneni yapmak ise, kibir, riyakârlık ve suçlama ile suçluluk getirir. Cehaletin anlamı aslında Tanrı'ya bir baş kaldırıştır. İnancın yokluğudur. Her şeye rağmenlere karşı çıkış ve başımıza geleni bir çekme halidir.

Umudumuzu diri tutan şeyler vardır. Mesela betonların arasında direnen bir çınar, gri dumanlara inat masmavi gökyüzü, dev santrallere rağmen çağlayan nehirler, çöllere gülümseyen bahar yağmurları... bir yudum kitap.com

Biz umudu, yürekten gelen bir şey olmaktan çıkarıp aynı masallarda ki gibi gökten bekleriz, ya da anne babamızdan umarız bize güven verip yardım etsinler diye, ya da bir sevgilinin omuzuna başımızı koymakta buluruz. Kendi gücümüzün farkına varmak ise bize yalnızlık gibi gelir.

Kendi gücümüzü fark etmek, insanlığın yardımına hazır hale getirir oysa ki bizi. Bir iz bırakacak kadar güçlü hale getirir. Dünya tarihini yeniden yazan bir yazar haline getirir. Bilinene uyum ise gurur duyulmayacak bir esaretin kapısını açar bize. 

Bu sabah yoga matının üzerinde sancılar içinde dinledim bedenimi, neleri var neleri yok anlamadıysam da yalnız olmadığımı fark ettim, duyduğum seslerle. Fasya ya da interstititum olarak tanımlanan bağ doku, yumuşak doku hareketlerini yaparken kendimi dinledim, bedenimi fark ettim. Zorlamadan, nefes alıp vererek sadece bir an onun acılarının ortasında ne kadar da zorlandığımı, zorlandığını anladım. 

Kendimi, bedenimi fark etmenin hazını rahatlatarak, zorlamadan bulurken, acıların içinde ne kadar aciz olduğumu ve red edişimi fark ettim.

Kendimi, bedenimi ve yaşamı anlamak için çabalamaya karar verdim bugün...

Namaste!     

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder